Перейти к содержимому

Hayat, yaşadıklarımızdan çok hayal ettiklerimiz değil midir?

NuwaF

0:00 / 0:00

Hayat, yaşadıklarımızdan çok hayal ettiklerimiz değil midir?

54 просмотра · 1 мес. назад
NuwaF
34 подписчика
54 просмотра · 1 мес. назад
İnsan çoğu zaman somut bir mekânlarda dönüp dolaşırken zihninde bambaşka, tamamlanmamış ihtimallerin ve henüz söylenmemiş sözlerin içinde yaşar. Bizi yataktan kaldıran, bir acıya göğüs gerdiren ya da bir sayfaya kelimeler döktüren şey ekseriya elimizdeki çıplak gerçeklik değil; o gerçeğin ötesinde kurduğumuz o geniş, dokunulmamış dünyadır. Fiziksel dünya insana dar bir çerçeve, katı sınırlar ve çoğu zaman eksik kalan anlar sunar. Yaşadıklarımız bir kere vuku bulur, biter ve hafızanın solgun bir köşesine çekilir; fakat hayal ettiklerimiz, hafızanın ve zamanın bağlarından azadedir. Tanpınar'ın insanın zamana ve mekâna sığmayan o içsel akışını anlatırken hissettirdiği gibi, asıl varoluşumuz belki de dışarıda akıp giden takvimde değil, içimizde büyüttüğümüz o gölgeli ve o kadar güzel beldede hasıl olur. Bir nesneye, bir insana veya bir şehre anlamını veren şey de onun salt maddesi değil; zihnimizin onun etrafına ördüğü muhayyiledir. Hayal çekildiğinde geriye yalnızca kaba bir taş, kuru bir takvim yaprağı ve birkaç donuk hatıra kalır. Öte yandan, hayal ile hakikat arasındaki bu gerilim insanı hem var eden hem de yıpratan bir müsibettir. Yaşananlar birer iskeletse, hayaller ona can veren nefestir; fakat insan yalnızca hayallerin kumaşından dikilmiş bir dünyada kaldığında, gerçek hayatın rüzgârı zamanlarda o kumaş bizi ısıtamaz. Unutmayın insanın derinliği; yaşadığı hayatla, kurduğu hayallerin arasındaki uçurumuda gizlidir.