HAYATA BAKIŞ - 2. SÖZ
Seyid Nurfethi Erkal
0:00 / 0:00
HAYATA BAKIŞ - 2. SÖZ
12 259 просмотров · 3 г. назад
Seyid Nurfethi Erkal
14,8 тыс. подписчиков
12 259 просмотров · 3 г. назад
https://docs.google.com/document/d/1a...
https://docs.google.com/document/d/1E...
https://t.me/rnk_sohbet_seyid_erkal
...
https://www.antstores.com/products/nu...
https://books.apple.com/de/book/nur-d...
https://play.google.com/store/books/d...
0:37 Rahîm ve Kerîm isimleri
İmanda ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğu
7:55 “Nur-u iman, dünya ve âhiret âlemlerini çeşit çeşit nimetlere mazhar iki sofra ile tasvir eder ki, mü'min olan kimse iman eliyle ve zâhirî, bâtınî duygularıyla ve mânevî, ruhî olan letaifiyle o sofralardan istifade ediyor.” (29. Lem’a)
11:51 “İnsanın nefsi, Rahmâniyetin cilveleriyle, kalbi de Rahîmiyetin tecelliyatıyla nimetlendikleri gibi, insanın aklı da hakîmiyetin letaifiyle zevk alır, telezzüz eder.” (29. Lem’a)
Zikir (Bismillah) kalbin gıdası, fikir (Tefekkür) aklın gıdası, şükür (Elhamdülillah) nefsin gıdasıdır.
15:42 Ruhun dünyaya gönderilmesi ve cesede girmesi keyifdir. Ruhun potansiyelleri inkişaf ediyor ve mahsulatını alıyor.
18:23 Keyif ve ticaret?
20:23 “Bal arısı” derken Üstad kendisini tefekkür eden mümini anlatıyor.
“Bak küçücük bir cisme, meselâ balarısına: Hayat ona girdiği anda, bütün kâinatla öyle münasebet tesis eder ki, bütün kâinatla, hususan zeminin çiçekleriyle ve nebâtatlarıyla öyle bir ticaret akdeder ki, diyebilir: "Şu arz benim bahçemdir, ticarethanemdir.” (29. Söz)
22:50 “Nev-i beşerin dünyaya gönderilmesi, daimî bir tavattun için değildir. Ancak sermayeleri olan istidat ve kabiliyetlerini tenmiye ve inkişaf ettirmek üzere ticaret için gelmişlerdir. Fakat münafıklar bu ticaretlerinde sermayelerini batırıp âleme rezil oldular.” (İ.İ.)
25:44 “O sermaye ise, ömürdür.” vaktin kıymetini bilmek,
Biri hodbin talihsiz bir tarafa, diğeri hüdâbin bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler.
27:51 Hodbîn nefsine bakan, hüdâbîn Hakk’a bakan. İkinci Söz’de “nazarında”.
Hodbin adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbin olduğundan
31:28 Hodbîn, “egosantrik”. Hodendiş, egoist, Bedbin, pesimist
33:39 “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yunus/62)
En büyük korkuyu onlar yaşadığı için en büyük teselli onlara gelmiş oluyor.
Bakar ki, her yerde âciz bîçâreler, zorba müthiş adamların ellerinden ve tahribatlarından vâveylâ ediyorlar.
35:58 Bütün gezdiği yerlerde böyle hazin, elîm bir hali görür. Bütün memleket bir matemhane-i umumî şeklini almış.
42:48 Üstad Hazretleri’nin manevî dönüşümde yaşadığı bir kriz dönemi var.
*23. Söz’deki karanlık köprü…
“Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır” (Bakara/257).
Kendisi şu elîm ve muzlim haleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz.
45:28 Buradaki sarhoşluk“aklın mukteziyatını iptal etmek” demek.
“Evet, şu elîm elemi ve dehşetli mânevî azâbı hissetmemek için, ehl-i dalâlet, iptal-i his nev'inden gaflet sarhoşluğuyla muvakkaten hissetmez.” (İ.K.M.)
46:10 Varoluş kaygısı öyle bir kaygıdır ki, ölümle yüzleşmemek için zihin sürekli mikro kaygılar üretiyor.
Diğeri hüdâbin, hüdâperest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki, Herkes ona dost ve akraba görünür.
55:47 “Eğer Onun nuranî daire-i hakikat-i irşadından hariç bir surette kâinata baksan, (…) mevcudatı birbirine ecnebî, belki düşman ve câmidâtı dehşetli cenazeler ve bütün zevilhayatı zevâl ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde görürsün.” (19. Söz)
57:48 “Şimdi o zâtın neşrettiği nur ile bak, o matemhane-i umumî, şevk ve cezbe içinde bir zikirhaneye inkılâp etti. O ecnebî, düşman mevcudat, birer dost, birer kardeş şekline girdi.” (19. Söz)
Herkes ona dost ve akraba görünür:
1:00:00 “Mahlûkat, daimî bir seyr ü seyelân, bir hareket ve cevelân içinde çalkanmakta ve ehl-i gafletin kulaklarına vâveylâ-yı firak ve zevâli ve ehl-i hidayetin sem'ine velvele-i zikir ve tesbihi dağıtmaktadırlar.” (24. Mektub)
Yahu, sen divane olmuşsun. Batnındaki çirkinlikler zahirine aksetmiş olmalı ki, gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve talan etmek tevehhüm etmişsin. Aklını başına al, kalbini temizle—ta şu musibetli perde senin nazarından kalksın.
1:03:12 "Demek iman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor."
1:13:30 Âhiretin müsbet veya menfî neticeler vermesi, teşekkülü, tecessümü, inkişafı dünya ile doğrudan irtibatlı.
1:20:28 Âhirette karşılaşacağımız her şeyin dünyada kökleri var, çekirdekleri var.
1:29:18 Cennet’e giriyorsan, aslında kalbindeki ruhundaki Cennet’e giriyorsun. Cehennem’e düşüyorsan, kalbindeki ruhundaki Cehennem’e düşüyorsun.
1:30:30 Kalbimizdeki en ince bir meseleye, en ince bir düşünceye ve günaha odaklanmamız ve orayı tamir etmemiz lazım.