Перейти к содержимому

Kalp Gözünüzü Dünyada İken Açmaya Bakınız! (Münir Derman (k.s.))

Dr. Münir Derman

0:00 / 0:00

Kalp Gözünüzü Dünyada İken Açmaya Bakınız! (Münir Derman (k.s.))

10 448 просмотров · 7 месяцев назад
Dr. Münir Derman
65,8 тыс. подписчиков
10 448 просмотров · 7 месяцев назад
İslam büyükleri her zaman şunu söylemiştir: Dinin özü edep ve hürmettir. Kur’ân’a, Allah’ın isimlerine, Resûlullah’ın sünnetine ve bütün mukaddes değerlere gösterilen saygı, insanın kalbindeki imanın bir göstergesidir. Tasavvuf ehli bu yüzden şöyle demiştir: “Edep ya Hû!” Yani insanın Allah’a giden yolunun ilk kapısı edep kapısıdır. Edep kaybolursa ilim de kaybolur, ibadet de ruhunu kaybeder. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: “İnsanlara faydalı olan, insanların en hayırlısıdır.” (İzku’n-nâsi menfa‘uhum li’n-nâs) Bu hadis bize şunu öğretir: İnsan yalnız ibadet etmekle değil, başkalarına fayda sağlamakla da Allah katında yükselir. Fakat faydalı olmak demek başkalarını kırmak, rencide etmek, kendini üstün görmek demek değildir. İslam’da özellikle yaşlı bir mümini incitmek, secde eden bir insanı küçümsemek veya Kur’ân’a saygısızlık etmek çok büyük bir edepsizliktir. Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın kelamıdır. Ona gösterilen hürmet, aslında Allah’a gösterilen hürmettir. Büyük alimlerden Aksekili Hamdi Efendi (Rahmetullahi Aleyh) bu konuda çok ibretli bir hassasiyet göstermiştir. Kendisi eski Diyanet İşleri Reislerinden ve çok büyük bir ilim sahibidir. Rivayet edilir ki Ankara’nın Cebeci semtinde bir ev yaptırırken evin planında dikkat çekici bir durum vardı. Evde geniş bir kütüphane bulunuyordu ve o kütüphanede Kur’ân tefsirleri, hadis kitapları ve birçok İslami eser vardı. Üst katta ise bir oda tamamen boş bırakılmıştı. Bunun sebebi sorulduğunda şöyle cevap verdi: “Bu oda kütüphanenin tam üstüne geliyor. İçinde Kur’ân tefsirleri ve Allah’ın kelamı olan kitaplar var. Onların üzerinde oturmak doğru olmaz.” Bu söz bize İslam büyüklerinin Kur’ân’a gösterdiği saygının ne kadar derin olduğunu gösterir. Tasavvuf ehli şöyle der: “Kur’ân’a hürmet eden, Allah’a hürmet etmiş olur.” Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Kim Allah’ın şiarlarına saygı gösterirse bu kalplerin takvasındandır.” (Hac Suresi 32) Bu ayet bize şunu öğretir: Mukaddes değerlere saygı göstermek kalpteki takvanın bir işaretidir. Büyük veliler yalnız Kur’ân’a değil, Allah’ın isimlerine bile büyük saygı göstermişlerdir. Bir menkıbede anlatıldığına göre bir zat çamurun içinde üzerinde “Allah” yazılı bir kağıt parçası görür. Hemen onu yerden alır, temizler, yıkar ve saygıyla saklar. O gece rüyasında büyük bir ilahi lütfa mazhar olur. Daha sonra talebelerine şöyle der: “Ben çamurdan Allah’ın ismini kaldırdım. Allah da bunun hürmetine bana lütfetti.” Bu menkıbe bize şunu öğretir: Allah katında hürmet ve edep çok büyüktür. Tasavvuf büyüklerinden Helvanî Hazretleri de şöyle buyurmuştur: “Kalemimin ucunu keserken bile abdestli olurum. Yazılı bir kağıdı abdestsiz elime almam. Çünkü içinde Allah’ın ismi olabilir.” Bu sözler eski alimlerin ilme ve Allah’ın kelamına ne kadar büyük saygı gösterdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kur’ân’da Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Biz insana şah damarından daha yakınız.” (Kaf Suresi 16) Bu ayet bize Allah’ın kullarına ne kadar yakın olduğunu anlatır. Allah kullarını ayırmaz. Mümin olsun, kafir olsun, herkes Allah’ın yaratmasıdır. Tasavvuf ehli bu ayeti şöyle yorumlamıştır: Allah kullarına her zaman yakındır, fakat insan kalbinin perdeleri yüzünden bunu göremez. Bu yüzden büyük sufiler şu sözü söylemişlerdir: “Mutu kable ente mutu.” Yani: “Ölmeden önce ölünüz.” Bu söz mecazi bir ifadedir. Nefsin arzularını terk etmek, kalbi temizlemek ve Allah’a yönelmek anlamına gelir. Kur’ân’da şöyle buyrulur: “Kim bu dünyada kör ise ahirette de kördür.” (İsra Suresi 72) Buradaki körlük göz körlüğü değil, kalp körlüğüdür. İnsan kalbini günahlarla doldurursa Allah’ın nurunu göremez. Ama kalbini temizlerse o kalp Allah’ın nuruna ayna olur. Tasavvuf büyükleri kalbi şu örnekle anlatmıştır: Kalp bir yüzük yuvası gibidir. Yüzük taşı o yuvaya nasıl yerleşiyorsa, Allah’ın tecellisi de kalbin temizliğine göre o kalpte tecelli eder. Kalp ne kadar temiz olursa ilahi nur o kadar parlak görünür. Kur’ân’da şöyle buyrulur: “Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur Suresi 35) İşte tasavvufun amacı da budur: kalbi temizlemek ve Allah’ın nuruna layık hale getirmek. Allah bizlere Kur’ân’a saygı gösteren, Allah’ın isimlerine hürmet eden ve kalbini temizleyen kullardan olmayı nasip etsin. 🤲 Rabbim bizleri edep sahibi, Kur’ân’a hürmet eden ve kalp gözünü açan kullarından eylesin.