Перейти к содержимому

Marcel Proust - Kayıp Zamanın İzinde // yayın 1 // Deniz Yüce Başarır ile Ben Okurum #sezon8

Deniz Yüce Başarır

0:00 / 0:00

Marcel Proust - Kayıp Zamanın İzinde // yayın 1 // Deniz Yüce Başarır ile Ben Okurum #sezon8

8 572 просмотра · 2 дня назад
Deniz Yüce Başarır
27,1 тыс. подписчиков
8 572 просмотра · 2 дня назад
Kitaplar hakkında konuşmayı, dinlemeyi ve tabii okumayı sevenlerin podcastine hoş geldiniz. “Ben Okurum”un 8. sezonu 139. bölümümüzle başlıyor. O #madlen kekinin o ıhlamur çayına battığı anda Kayıp Zamanın İzinde’nin anlatıcısının zihninde çakan şimşek ve ardından gelen çocukluk anıları ve mekanları, edebiyat dünyasına, nöroloji ve psikoloji bilimine ilham olduğu gibi, bende de yeni bir seyahat arzusu uyandırdı yaz aylarında. Tamam canım, benim seyahat arzum nedir ki Kayıp Zamanın İzinde’nin dünya edebiyatına getirdiklerinin yanında. Ama işte, var bizim de bir küçük dünyamız. Değerli eşim Başar Başarır’ı da hayallerimin ardından sürükledim elbette. Kızımızı Paris’ten Grenoble’a taşımış, yine bırakmışız yaban ellerde, ikimizin de gönlünü oyalamak lazım değil mi ama? Dedim, sen de video çekersin, fotoğraf çekersin… Böyle deyince, bir heveslenir. Neyse efendim, düştük yollara. Aklımızda Marcel Proust, vardık Chartres’e ye. O görkemli katedralin büyüleyici vitraylarına, ihtişamına, Proust’un sanat anlayışına katkılarını göz ardı etmeden hayranlıkla baktık. Sonra tekrar çıktık yola. Hedefimiz, #Combray. Kayıp Zamanın İzinde’nin anlatıcısının çocukluk yıllarını geçirdiği yer. Kasabanın eski adı da Illiers, 1971’de yani Proust’un doğumunun 100. Yılında, edebiyat coğrafyaya galip geliyor, en azından bir hak kazanımı oluyor ve kasabanın gerçek adına kurgusal adı da eklenerek Illiers-Combray yazmaya başlıyor haritalarda, yol tabelalarında. Bu bile yetmez mi, bir kasabayı büyülü kılmaya? Bir edebiyatseverin ilgisini çekmeye… Ki, yedi ciltlik bu büyük eserdeki Marcel’in büyük halasının evi de orada. Gerçek Marcel’in de çocukluğunun geçtiği yer Illiers-Combray. Evet efendim, Leonie Hala’nın elini öpmeye gidiyoruz. Ben Okurum’un sekizinci sezonu için hayır dualarını almaya:) Evet, evet madlen kekini o ıhlamur çayına ilk batıran kişi de o. Hayır duası işin şakası tabii. Ziyarete gittiğimiz kişi hatırlanan zamanların baş aktörlerinden Leonie Hala, ailenin bizim tanıdığımız yataktan çıkmayı ilk reddedeni… Sonra gelecek devamı. Malum Marcelimiz de dünya edebiyatının tarihe altın harflerle yazılmış bu büyük eserini nerdeyse hiç yataktan çıkmadan yazdı. Ve Nerdeyse 14 yıl sürdü bu büyük macera. Ve elbette, aslında sebebi ziyaretimiz de ta kendiisi, Marcel Proust. Leonie Hala, bu kez yatakta bile yok. Artık ev Marcel Proust Müzesi olarak ziyaretçileri ağırlıyor. Bahçesi, içindeki mobilyalar, salonlardan birinde duvarda, Proust’un el yazısıyla Kayıp Zamanın İzinde’nin metninin üzerine alınan notları gösteren bir video, tablolar, fotoğraflar, küçük Marcel’in ve halanın yatak odaları… Hayaletler sarıyor etrafımızı. Yine bana fısıldamaya başlıyorlar. Hep öyle olur yazar ya da sanatçı evlerinde. Annenin Marcel’e iyi geceler öpücüğü vermek için merdivenlerden tırmandığını görür gibi oluyorum. Çan çalıyor sanki… Swann mı geldi? Küçük bir dedikodu yapılıyor olabilir mi salonda? “O kadınla evlenmemeliydi.” Büyükanne, yağmur başlayınca kendini bahçeye atıyor, ıslanmaya aldırmadan kapıya doğru yürüyor. Büyükanneyi seviyoruz, ben de Marcel de. Büyük teyzeler biraz sevimsiz. Onlar dedikoduya devam ediyor. İşte o anda karar veriyorum. Daha fazla beklemeyeceğim. Zaten başlamışım Marcel Proust ile ilgili kitaplar okumaya. Zor bir iş, yoğun bir okuma maratonu, biliyorum. Ama artık zamanı gelmedi mi? Cesaretimi topluyorum. Eve dönünce, İstanbul Üniversitesi’nin efsane Fransız edebiyatı profesörü sevgili hocamız Nedret Öztokat Kılıçeri’ye yazacağım ve ben okurum’un yeni sezonunda beraber bir Marcel Proust bölümü yapalım mı, Kayıp Zamanın İzinde beraber yürüyelim mi? diyeceğim. O da sağ olsun beni kırmayacak. Bu arada, Başar bey de, bütün yol boyunca, kim soktu senin aklına bu ziyareti deyip duracak, çünkü öyledir o, gıcıktır biraz, ama bayılacak müzeye. Tabii yollara da, özellikle Grenoble’dan 6 saat süren etaba. Burası şaka tabii. Paris’e yakın ama ziyaret etmek isteyenlerin de gözünü korkutmayalım. Illiers-Combray Başar beyi de heyecanlandıracak ve bol bol fotoğraf çekmenin yanı sıra, youtube kanalım için bir de video çıkartacak ortaya. İzleyin derim. Tabii şimdi konu bizim Nedret Hocam’la sohbetimiz. Biraz uzun konuştuk, eh haliyle yedi kitaptan söz ettiğimize göre, o yüzden bu bölüm sohbetin sadece ilk kısmı. Yani sohbetin tamamı 139. Bölümle sınırlı değil, 140. bölümde de devam edecek. Yedi kitabı arka arkaya okumanın pek mümkün olmaması gibi, sanki bu iki bölümlük ben okurum da yaraştı Marcelimiz’e ve bu büyük eserine. Haz almanız dileğiyle! Çünkü ne de olsa, hafıza kadar haz’dır da kilit kelimemiz söz konusu #MarcelProust olduğunda… #benokurum #kitapönerisi #podcast #kayıpzamanınizinde