Перейти к содержимому

ÂŞIK PERVANÎ ..... BU GÜN BEN CANANI GÖRDÜM

TURAN ERGENEKON

0:00 / 0:00

ÂŞIK PERVANÎ ..... BU GÜN BEN CANANI GÖRDÜM

639 просмотров · 5 лет назад
TURAN ERGENEKON
4,15 тыс. подписчиков
639 просмотров · 5 лет назад
SÖZ : ÂŞIK PERVANÎ SAZ :HETEMLI ÂŞIK PERVANÎ (1931- ) Asıl adı İsmail Çelik olan âşık Pervanî, 1931 yılında Artvin/Yusufeli’nin Havuzlu (Okar) köyünde doğmuştur. Âşık Mehmet İkrarî’nin torunudur. İlkokulu bitiren İsmail Çelik, çiftçilik ve bağcılık ederek geçimini sağlamıştır. Kendi anlatımına göre, 1950 yılı baharında, kuşluk vakti tarlada çift sürereken, bir ara mola vermiş, kiraz ağacının altında uyuyakalmış ve rüyasında kendisine aşk bâdesi sunulmuştur. Neslihan adlı bir kız gösterilmiş ve Pervanî mahlâsı verilmiştir. Köyde İsmail’in bâde içtiğine dair söylenti yayılınca, kendisine bir muamma sorularak Hak âşığı olup olmadığı sınanmıştır. İsmail’in muammayı çözmesi, onun bâde içtiğine, âşık olduğuna bir delil kabul edilmiştir. İsmail, Ahmet Usta’nın yaptığı sazla üç yıl Anadolu’yu gezmiş, dolaşmıştır. Bu dolaşma esnasında Davut Sularî, Ümmanî, Huzurî, Güllüşah, Reyhanî, Çobanoğlu gibi âşıklarla karşılaşmıştır. Pervanî, 1952’de askerliğini yapmış, 1954’te köylerinden Paşa Dayı’nın kızıyla evlenmiştir. Daha sonra Eskişehir’e taşınan Pervarî, burada geçimini fırıncılık ederek sağlamıştır. Pervanî, Âşık Sümmanî’yi kendisine usta kabul ederek aşk, sevdiğine kavuşamamanın verdiği üzüntü, gurbet, hasretlik ve dinî-ahlâkî konularda şiirler söylemiştir. Pervanî’nin şiirleri heüz toplu olarak yayımlanmamıştır. Dön beri dön beri yüzün görelim Bir dakka karşımda dur da öyle git Eyledin cismimi hep kızıl yara Derin yaralarım sar da öyle git Sevdiceğim ben karşında ötüştüm Şirin dudu gibi lisan konuştum Göründün gözüme elimden kaçtın Bana bir teselli ver de öyle git Bir telini vermem yüz bin liraya N’eylerim ki perde geçti araya Cismimi düşürdün kızıl yaraya Yarama bir derman sor da öyle git Perişandır ayrı ince halların Eyliyor benimle kalmak hâllerin Açıldı goncalar güzel güllerin Gonca güllerini der de öyle git Pervanî’nin elden gitti cânânı Gönül feryat eder eyler figânı Sevdiceğim bulam nerede seni Bari bir nişane ver de öyle git Bugün ben cânânı gördüm Dağlarda ceylana benzer Birden müştak oldum ona Çok güzel hubana benzer Onüç ondört tamam yaşı Sürmelemiş hilal kaşı Aksatır gökte güneşi Cennette gılmana benzer Pervan kurban yanağına Kaymak sürmüş dudağına Altın takmış buhağına Lebleri mestane benzer Kömür gözlüm dudağının lezzeti Şeker midir şerbet midir bal mıdır Dökülmüş o beyaz gerdan üstüne Kâkül müdür perçem midir tel midir Kudretinden böyle halka çekilir Hakk’ın nuru üzerine saçılır Yârin bahçesinde çiçek açılır Lâle midir sümbül müdür gül müdür Alçakları koyup yüksekten uçma Olur olmazlara sırrını açma Yâdlara meyledip gel benden kaçma Adet midir kanun mudur yol mudur Pervanî diyor ki gördüğüm düşü Dillere meyletmek âşkın işi Yâr gölüne akar gözümün yaşı Derya mıdır deniz midir sel midir Bidayette yârdan sevda almayan Benim gibi ah u zâra düşer mi Aşkın ocağında yeri olmayan Dolanıp ta kızıl nâra düşer mi Göz önünde muhit derya olmayan Dilde heceleyin imlâ olmayan Yâr yolunda yanar çırağ olmayan Birden bire söner kora düşer mi Âşıklara böyle devran olursa Günden güne hâli noksan olursa Bir kula yardımcı Süphan olursa Bu pervane asla dara düşer mi