Hz Halime r.a.'ın Hayatı
Sade Kelam
0:00 / 0:00
Hz Halime r.a.'ın Hayatı
72 202 просмотра · 3 года назад
Sade Kelam
119 тыс. подписчиков
72 202 просмотра · 3 года назад
Bir kıtlık senesi idi. Halîme Hâtun da kucağında oğlu, yanında kocası Hâris ile birlikte diğer hanımlarla yurtlarından çıkıp Mekke’ye geldiler. Çaresizlik içerisinde dolaşırlarken karşılarına Kureyş’in büyüklerinden Abdülmuttalib çıktı.
Allah Teâla bir yetimi vesîle kılarak onları ilâhî ikramlara nâil kılacaktı. Geleceğin Peygamberine hizmet etme şerefini onlara verecekti. Nur Muhammed’e (sav) süt anne olmak bahtiyarlığını nasîb edecekti.
Onlar da yetimliğine bakmadan elleri boş dönmemek için nur topu yavrucağı bağırlarına basıp yurtlarına götüreceklerdi. Daha yolda iken hayır ve bereketlere nâil olduklarını göreceklerdi. O nur parçası yavrucağı yanlarına alınca; hayatlarında büyük değişiklikler gördüler. Ailecek bereket ve ilâhî ikramlara nâil oldular.
HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) KALBİ NASIL TEMİZLENDİ?
Geleceğin peygamberi Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz dört yaşlarına kadar Halîme annemizin yanında büyüdü. Süt kardeşleriyle birlikte yediler, içtiler ve oynadılar. Süt kardeşleri onu çok severlerdi. Ondan hiç ayrılmazlar ve beraberce tatlı tatlı oynarlardı.
Bir gün evlerinin arkalarında kuzuları otlatırken üzerlerinde ak elbise bulunan iki adam içi kar dolu, altından bir leğen ile geldi ve Nur Muhammed’in (sav) karnını yarıp kalbini açtılar. Oradan kan pıhtısına benzer bir şeyi çıkarıp attılar.
Süt kardeşi Abdullah bu durumu görünce çok korktu. Derhal anne-babasına koşarak heyecanla geldi. Kureyşli kardeşim öldürüldü!.. diye feryad etti.
Halîme Hâtun ve kocası hemen koşup çocukların yanına geldiler. Nur Muhammed’i (sav) benzi sararmış, korkmuş bir vaziyette buldular. Ne oldu yavrucuğum! diye sordular. O da dört yaşlarında olmasına rağmen olan biteni tek tek anlattı. “Üzerlerinde ak elbise bulunan iki adam geldi ve beni yatırdılar. Karnımı yardılar ve içimden bilmediğim bir şey çıkarıp attılar. Kalbimi, karnımı o karla iyice yıkayıp temizlediler” dedi.
Bu hâdise üzerine Hâris âilesine: “Ey Halîme! Ben bu çocuğun başına bir felâket gelmesinden korkuyorum! Onu hemen ailesine götürüp teslim edelim” dedi.
Halîme Hâtun süt evlâdı Nur Muhammed’i, (sav) Âmine Hâtun’a teslim etmek üzere Mekke’ye geldi. Çocuk yaşta olmasına rağmen Nur Muhammed (sav) güçlü, kuvvetli ve hareketliydi.
Şehre girerken kalabalıklar arasında kayboldu. Dedesi Abdülmuttalib ve Kureyş kabilesi atlıları seferber oldu. Mekke’nin her tarafı arandı bulunamadı. Sonra Kâbe’ye gelip tavaf ettikten sonra dede Abdülmuttalib Yüce Allah’a şöyle niyazda bulundu. “Ya Rab! Kavmi’min hepsi toplandı ise de sevgili torunum bulunamadı. Senden medet!” diye yardım diledi. O anda görünmeyen bir yerden ses geldi ve: “Muhammed’in (sav) Rabbı vardır. Onu yardımsız bırakmaz ve zâyî etmez” dedi.
DUHÂ SÛRESİ’NİN TEFSÎRİ
Kur’an-ı Kerimde Duhâ Sûresi’nin yedinci âyetinin bu hâdiseye işaret ettiği rivayet edilir. Meâlen:“Seni (çocukluğunda) kaybolmuş bulup da yolunu doğrultmadı mı?” buyurulmuştur.
Halîme Hâtun emanet aldığı süt evlâdı Nur Muhammed’i (sav) sağ sâlim olarak anneciği Âmine Hâtun’a teslim etmenin huzuru içerisinde idi. Aslında o yanında kalması için ilk getirdiğinde ısrar etmişti. Bu sebebten Âmine Hâtun: “Onu ne diye getirdin süt annesi?” diye sordu. Halîme Hâtun da: “Allah oğlumu büyüttü. Doğrusu başına birşeyler gelmesinden endişe ettim. Onu bir an evvel teslim edeyim istedim” dedi. Âmine Hâtun tekrar: “Yoksa sen ona şeytan musallat olur diye mi korktun?” dedi. O da: “Evet!..” deyince Âmine Hâtun şöyle dedi:
“Hayır! Vallahi şeytan için ona yol yoktur. Ona musallat olamaz. Asla ona sataşamaz. Oğlum için büyük bir hal ve şan vardır. Ben sana onun haberini bildireyim” dedi ve devamla: “Ben ona hamile iken çok hârikulâde hâdiseler yaşadım. Şam topraklarında Busra’nın köşkleri aydınlatılıp bana gösterildi. O dünyaya geldiği zaman secdeye kapanıp kalmıştır. Onun doğumu diğer çocuklarınkine benzememiştir. Sen şimdi onu bana bırakıp yurduna dönebilirsin.” diyerek süt annesinin merakını gidermiş onu teselli etmiştir.
Aradan seneler geçmişti. Nur Muhammed’in (sav) annesi Âmine Hâtun ve dedesi Abdülmuttalib vefat etmişti. Kendisi de Mekke’nin en asil ve zengin hanımı Hz. Hatice ile evlenmişti. İlk vahye mazhar olmuş ve Nur Muhammed sallallahu aleyhi vesellem son peygamber olarak gönderilmişti. Allah Teâlâ onu kendine elçi seçmişti. Cebrâil’i vasıtasıyla onu destekliyecekti. İslâm’ın ilk günleriydi. Halîme Hâtun Mekke’ye gelmişti. İki Cihan Güneşi efendimiz Hz. Halîme’yi görünce: “Anneciğim, anneciğim!” diyerek derin sevgi gösterir candan hürmet ve hizmet ederdi. Omuz atkısını veya üzerinde bulunan hırka türü şeyi çıkarır yere serer ve süt anneciğini oturturdu. Bir dileği varsa hemen yerine getirirdi. Bir gelişinde eve götürüp misâfir ettiler. Süt anneyi güzelce ağırladılar. Hal hatırını sorup hizmetini gördüler. Kıtlıktan ve hayvanlarının telef olduğundan bahsedince Hz. Hatice annemiz Efendimizin süt annesine 40 koyun, bir de deve hediye etti. Bir çok ikramlarla devesine bindirip uğurladılar.