Перейти к содержимому

Jungkook ile hayal et - Sana takık olan CEO sana hislerini açıklar

𝘶𝘣𝘢𝘢𝘣𝘪𝘦𝘭𝘯𝘢

0:00 / 0:00

Jungkook ile hayal et - Sana takık olan CEO sana hislerini açıklar

3 117 просмотров · 1 год назад
𝘶𝘣𝘢𝘢𝘣𝘪𝘦𝘭𝘯𝘢
119 подписчиков
3 117 просмотров · 1 год назад
•Smut yoktur. •Ünlüleri kötü göstermeye çalışmıyorum. İyi okumalar dilerim. Alin: 27 Jungkook: 28 İki yıl, tam iki yıl... Koca bir ömrün en uzun iki yılı olabilir mi? Belki evet, eğer her sabah aynı adamın gözlerinin içine bakmak zorundaysan. Adı Jungkook. 28 yaşında. Bu şirketin CEO’su. Soğuk, acımasız ve kibirli. Ama asıl tehlike o değildi. Tehlike… onun gözleri. Bir insan, hiç dokunmadan başkasını nasıl bu kadar köşeye sıkıştırabilir? Cevabı bende değil. Çünkü ben bile artık kendimi anlayamıyorum. İki yıldır sekreteriyim. Aslında 'sekreter' demek bile fazla naif. Onun için daha çok bir oyuncağım. İşi gücü bırakıp benimle oynadığı anlar var. Sustuğumda konuşur, konuştuğumda bakar, ama her bakışının ardında bir sınavın saklı olduğunu düşünüyorum. Bugün yine erken gelmiştim. Ofiste henüz kimse yoktu. Kahvemi alıp masasını temizledim, ajandasını kontrol ettim, toplantı saatlerini sıraladım. Ve tam saate gözümün gittiği anda asansör sesi duyuldu. 09:10. Kalbim istemsizce ritmini şaşırdı. Nefesimi düzeltip ekranıma döndüm. Her zamanki gibi, duvar kadar sessiz bir sabah beni bekliyordu. Asansör kapısı açıldığında her zamanki gibi derin bir sessizlik yayıldı. Topuk sesleri mermer zeminde yankılandı. O geliyor. Gözlerimi ekranımdan ayırmadan, nefesimi tutarak bekliyordum. Kapı açıldı. İçeri girdi. "Sabah," dedi. Fazlasıyla ölçülmüş düz bir tonda tek bir kelime söylemişti. Ne sıcaktı, ne soğuktu. Başımı hafifçe kaldırıp ona baktım. Siyah takım elbisesi, gömleği boğazına kadar ilikli. Yüzü ifadesizdi, ama gözleri. Gözleri bana bir şey anlatmak istiyor gibiydi. Ne olduğundan emin değildim, ama içime işliyordu. "Sabahınız hayır, Jungkook Bey." dedim. Masasına yürüdü ve durdu. Geri döndü. Gözlerini üzerimde bir saniye fazla gezdirdi. "Toplantı odası hazır mı?" Sanki bu sadece 'toplantı' değilmiş gibi. Sanki ben onun tepkimi ölçmesi gereken bir soruya maruz kalıyormuşum gibi. "Her şey hazır. Sunumlar yüklendi. Kahve servisi yapılacak." dedim. Bir adım yaklaştı. Masamla aramızda artık neredeyse hiçbir mesafe kalmadı. Kalbim benim kontrolüm dışında hızlanıyordu. O'da bunu fark etti. Kesinlikle fark etti. İçindeki o oyunbaz bakış yine gözlerinde belirdi. "Bugün biraz farklısın, Alin." Dedi, alçak sesiyle. Donup kaldım. 'Farklı mıydım? Rujum mu? Saçım mı? Yoksa sadece onun ilgisini çekmek suçum muydu bugün?' "Ne gibi bir fark?" dedim. Dudaklarının kenarında hafif alaycı bir kıvrım ile gülümsedi. "Bilmiyorum… Henüz karar veremedim. Ama öğrenmek isterim." Ve sonra hiçbir şey demeden, ofisine yürüyüp kapısını kapattı. Yutkundum. Elleri titreyen biri gibi klavyeye geri döndüm. Henüz sabah olmuştu, ve oyun daha yeni başlamıştı. Saat 10:56. Toplantıya dört dakika vardı. Hızla sunum dosyalarını kontrol ettim. Projeksiyon hazırdı, notlar masanın köşesindeydi. Ama o hâlâ gelmemişti. Ayağa kalktım. Tek koluma sunum dosyalarını ve notları alıp ofisten çıktım. Toplantı odasına doğru ilerledim. Girdiğimde henüz kimse yoktu. Her koltuğun hizasında şu şişeleri, önlerinde dosyalar vardı. Alışık olduğum bir durumdu. Saat 11:01 kapı açıldı. Jungkook içeri girdi. Benimle birlikte salondaki herkes doğrulup ayağa kalktı. Göz ucuyla beni süzdü. Yerime otururken içimden bir ses, bu toplantının başka bir anlam taşıdığını fısıldıyordu. Toplantı başladı. Departman müdürleri tek tek konuşuyor, projelerden bahsediyordu. Ben ise önemli yerleri not alıyor, Jungkook'un anı sorularına kendimi hazırlıyordum. Fakat sürekli içimde bir dağınıklık vardı. Sürekli dikkatim dağılıyordu ve nedenini anlayamıyordum. Ve tam bir sunumun ortasında, Jungkook aniden söz aldı. "Alin?" Adımı söylediğinde odadaki herkes bir an durdu. Ellerim istemsizce titredi. "Bu sunumda vurgulanması gereken asıl nokta neydi, hatırlıyor musun?" Bakışı bir sınav gibi sabitti. Bir anda herkes bana dönmüştü. "Evet Aras Bey." dedim, sesim netti ama içim ürpermişti. Sunumun ana stratejisini, rakip analizini ve önerilen çözüm yolunu bir çırpıda sıraladım. Ağzımdan çıkacak olan kelimelerimi, hareketlerimi, nefesimi izledi. Sonra başını hafifçe eğdi. "Beklediğimden daha dikkatliymişsin bugün." Bu övgü değildi. Bu, başka bir mesajdı. Ve odadaki sessizlik sadece birkaç saniye daha sürdü, sonra toplantı normale döndü. Ama benim için normale dönmemişti. Jungkook'un gözünden düşmüştüm. Umarım bulunduğum konumdan düşürülmem. Devamı yorumda #jeonjungkook #jk #kpop #jungkook #jungkookilehayalet #jungkookbts #love #ubaabielnaa