(95) 28.Mektup 7.Mesele/3 | Risalelerin neşrindeki fevkalade inayet ve ikram-ı İlahî.
Av. Ali Kurt ile Risale Dersleri
0:00 / 0:00
(95) 28.Mektup 7.Mesele/3 | Risalelerin neşrindeki fevkalade inayet ve ikram-ı İlahî.
2 248 просмотров · 4 г. назад
Av. Ali Kurt ile Risale Dersleri
11,3 тыс. подписчиков
2 248 просмотров · 4 г. назад
95 Mektubat Dersleri 28. Mektup 7. Risale olan 7.Meselesinin 7. Sebebin 5-6-7. İşareti ve mahrem bir suale cevap. sayfa 254, 255, 256, 257 (Hayrat Neşriyat Osmanlıca Orijinal Nüsha)
Cenab-ı hakkın yardım işaretleri
MEKTUBAT DERSLERİ Av. Ali KURT
• MEKTUBAT DERSLERİ Av. Ali KURT
Beşinci İşaret: Risâleler umumiyetle pek çok intişâr ettiği halde, en büyük âlimden tut, tâ en âmî adama kadar; ve ehl-i kalb büyük bir veliden tut, tâ en muannid dinsiz bir feylesofa kadar olan tabakāt-ı nâs ve tâifeler, o risâleleri gördükleri ve okudukları ve bir kısmı tokatlarını yedikleri halde tenkîd edilmemesi ve her tâife derecesine göre istifâde etmesi, doğrudan doğruya bir eser-i inâyet-i Rabbâniye ve bir kerâmet-i Kur’âniye olduğu gibi, çok tedkîkāt ve taharriyâtın neticesiyle ancak husûl bulan o çeşit risâleler, fevkalâde bir sür‘atle, hem idrâkimi ve fikrimi müşevveş eden sıkıntılı, inkıbâz vakitlerinde yazılması dahi, bir eser-i inâyet ve bir ikrâm-ı Rabbânîdir.
Evet, ekser kardeşlerim ve yanımdaki umum arkadaşlarım ve müstensihler biliyorlar ki, On Dokuzuncu Mektub’un beş parçası, birkaç gün zarfında, hergün iki-üç saatte ve mecmûu on iki saatte, hiçbir kitaba mürâcaat edilmeden yazılması; hatta en mühim bir parça ve o parçada lafz-ı Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kelimesinde zâhir bir hâtem-i nübüvveti gösteren dördüncü cüz’, üç-dört saatte, dağda, yağmur altında ezber yazılmış. Ve Otuzuncu Söz gibi mühim ve dakîk bir risâle, altı saat içinde bir bağda yazılmış. Ve Yirmi Sekizinci Söz, Süleyman’ın bahçesinde, bir, nihâyet iki saat içinde yazılması gibi, ekser risâleler böyle olması; ve eskiden beri sıkıntılı ve münkabız olduğum zaman en zâhir hakîkatleri dahi beyân edemediğimi, belki bilemediğimi yakın dostlarım biliyorlar. Hususan o sıkıntıya hastalık da ilâve olsa, daha ziyâde beni dersten, te’lîften men‘ etmek ile beraber, en mühim sözler ve risâleler, en sıkıntılı ve hastalıklı zamanımda en sür‘atli bir tarzda yazılması, doğrudan doğruya bir inâyet-i İlâhiye ve bir ikrâm-ı Rabbânî ve bir kerâmet-i Kur’âniye olmazsa nedir?
SAYFA 255
Hem hangi kitap olursa olsun, böyle hakāik-i İlâhiyeden ve îmâniyeden bahsetmiş ise, alâküllihâl bir kısım mesâili bir kısım insanlara zarar verir. Ve zarar verdikleri için, her mes’ele herkese neşredilmemiş. Halbuki şu risâleler ise, şimdiye kadar hiç kimsede, çoklardan sorduğum halde, sû’-i te’sîr ve aksülamel ve tahdîş-i ezhân gibi bir zarar vermedikleri, doğrudan doğruya bir işâret-i gaybiye ve bir inâyet-i Rabbâniye olduğu bizce muhakkaktır.
Altıncı İşaret: Şimdi bence kat‘iyet peydâ etmiştir ki, ekser hayatım, ihtiyâr ve iktidarımın, şuûr ve tedbîrimin hâricinde öyle bir tarzda geçmiş ve öyle garib bir sûrette ona cereyân verilmiş, tâ Kur’ân-ı Hakîm’e hizmet edecek olan bu nevi‘ risâleleri netice versin. Âdetâ bütün hayat-ı ilmiyem, mukaddemât-ı ihzâriye hükmüne geçmiş. Ve Sözler ile i‘câz-ı Kur’ânın izhârı, onun neticesi olacak bir sûrette olmuştur. Hatta şu yedi sene nefyimde ve gurbetimde ve sebebsiz ve arzumun hilâfında tecerrüdüm ve meşrebime muhâlif yalnız bir köyde imrâr-ı hayat etmekliğim ve eskiden beri ülfet ettiğim hayat-ı ictimâiyenin çok râbıtalarından ve kaidelerinden nefret edip terk etmekliğim doğrudan doğruya bu hizmet-i Kur’âniyeyi hâlis, sâfî bir sûrette yaptırmak için bu vaz‘iyet verildiğine şübhem kalmamıştır. Hatta çok def‘a bana verilen sıkıntı ve zulmen bana karşı olan tazyîkāt perdesi altında, bir dest-i inâyet tarafından merhametkârâne Kur’ân’ın esrârına hasr-ı fikir ettirmek ve nazarı dağıtmamak için yapılmıştır kanâatindeyim.
.
sayfa 256
.
SAYFA 257
ve erkâna uzatmış olduğundan, her derde lâyık devâyı ihsân eden Hakîm-i Rahîm olan Zât-ı Zülcelâl, Kur’ân-ı Kerîm’in en parlak mazhar-ı i‘câzından olan temsîlâtından bir şu‘lesini, acz ve zaafıma, fakr ve ihtiyacıma merhameten, hizmet-i Kur’âna âit yazılarıma ihsân etti. Felillâhilhamd sırr-ı temsîl dürbünüyle, en uzak hakîkatler gayet yakın gösterildi. Hem sırr-ı temsîl cihetü’l-vahdetiyle, en dağınık mes’eleler toplattırıldı. Hem sırr-ı temsîl merdiveniyle, en yüksek hakāike kolaylıkla yetiştirildi. Hem sırr-ı temsîl penceresiyle, hakāik-i gaybiyeye, esâsât-ı İslâmiyeye şuhûda yakın bir yakîn-i îmâniye hâsıl oldu. Akıl ile beraber vehim ve hayâl, hatta nefis ve hevâ teslîme mecbûr olduğu gibi, şeytan dahi teslîm-i silâha mecbûr oldu. Elhâsıl: Yazılarımda ne kadar güzellik ve te’sîr bulunsa, ancak temsîlât-ı Kur’âniyenin lemeâtındandır. Benim hissem yalnız şiddet-i ihtiyâcımla talebdir. Ve gayet aczimle tazarruumdur. Derd benimdir, devâ Kur’ân’ındır.