Перейти к содержимому

Sûzinâk Mevlevî Âyin-i Şerîfi

Mutriban-com

0:00 / 0:00

Sûzinâk Mevlevî Âyin-i Şerîfi

196 просмотров · 1 г. назад
Mutriban-com
89 подписчиков
196 просмотров · 1 г. назад
Sûzinâk Mevlevî Âyin-i Şerîfi // Selânikli Derviş Necib Dede 0:00 - Naat-ı Şerif 7:48 - Baş Taksim 11:46 - İlk Peşrev 21:57 - 1. Selam 27:51 - 2. Selam 31:57 - 3. Selam 41:22 - 4. Selam 43:44 - Son Yürük Son Peşrev 45:05 - Son Taksim 47:33 - Aşr-ı Şerif 54:20 - Post Duası Sûzinâk Mevlevî Âyin-i Şerîfi // Selânikli Derviş Necib Dede BİRİNCİ SELÂM Dûş reftem der meyân-i meclis-i sultân-ı hîş Der kef-i sâkî bi-dîdem der sürâhî cân-ı hîş Güftemeş ey cân-ı cân-ı sâkiyan behr-i Hudâ Pür künî peymâneî vü neş’kenî peymân-ı hîş Dün gece sultanımın meclisine katıldım; sâkinin elindeki sürahide kendi canımı gördüm. Ona dedim ki ey sâkilerin canının canı! Allah için bir kadeh doldur da ahdini bozma. Ey zi hicrân ü firâket âsüman big’rîste Dil meyân-i hun nişeste akl u cân big’rîste Cebraîl u kudsiyan râ bâl u per ezrak şüde Enbiyâ vü evliyâ râ dîdegan big’rîste Ey ayrılığıyla yeryüzünü de, gökyüzünü de ağlatan (sevgili)! Gönül, kanlar içinde oturakalmış, akılla can, ağlamaya koyulmuş. Cebrail’le meleklerin kanatları, morarmış; peygamberlerin gözleri de yaşlar döküyor, erenlerin gözleri de. Ey çerâğ-ı âsumân ü rahmet-i Hak ber zemin Nâle-i men gûş dâr ü derd-i hâl-i men bi-bin Yâ murâd-i men bi-dih yâ fârigam kün ez murâd Va‘de-i ferdâ rehâ kün yâ çünan kün yâ çünin Ey gökyüzünün ışığı ve Hakk’ın yeryüzündeki rahmeti! Benim feryadımı duy, dertli hâlimi gör. Ya muradımı ver, ya da beni (bu) murattan âzâde kıl. (İşimi) yarına bırakma; ya öyle yap ya böyle. İKİNCİ SELÂM Ey hâlik-ı heft âsüman der mandeem feryâd res Vey râzık-ı pîr ü civan der mandeem feryâd res Ey rahm-i tü ber nîk ü bed ihsân-ı tü bî-hadd ü add Her lahza gûyem ey Hudâ der mandeem feryâd res Ey yedi göğü yaratan! Âciz kaldım, imdada yetiş. Ey yaşlının da gencin de rızkını veren! Âciz kaldım, imdada yetiş. Ey merhameti, iyiye de kötüye de (şâmil bulunan)! Her an, “Ey bir olan Allah, âciz kaldım, imdada yetiş” diyorum. ÜÇÜNCÜ SELÂM Âşıkân evvel kadem ber her dü âlem mî zenend Ba‘d ez an der kûy-i aşk ez âşıkî dem mî zenend Sâkinân-ı âsitân-ı aşk-ı Mevlânâ Celâl Ez ferâğat püşt-i pâ der milket-i Cem mî zenend Âşıklar önce ayaklarını iki âlemin üzerine koyar, sonra da aşk diyârında âşıklıktan söz ederler. Mevlâna Celâleddin’in aşk dergâhının sâkinleri, Cemşid’in mülkünü hiçe sayıp ayaklarının arkasıyla tekmelerler. Ey ki hezâr âferin bu nice sultân olur Kulu olan kişiler hüsrev ü hâkân olur Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre Yoksul ise bay olur bay ise sultân olur Binlerce tebrikler! Bu nasıl bir sultandır ki hizmetçisi olanlar, padişah olur. Bugün her kim (Sultan) Veled’e inanıp (dergâhına) yüz sürerse, fakir ise bey olur, bey ise sultan olur. Ey dil bu yeter iki cihanda sana iz‘ân Birdir bir iki olmaya yok bilmiş ol imkân Hak söyleyicek sende senin ortada nen var? Âlemde heman ben dediğindir sana noksan Sa‘y eyle rızâ gözle ko ıtlâk ile kaydı Âlemde Semâî bu yeter sâlike irfan Ey gönül! İki dünyada da inanç olarak sana şu yeter: Bil ki Allah birdir; birin iki olmasına imkân yoktur. Sende Allah konuşunca senin ortada neyin kalır? “Ben (yapıyorum)” demen, senin noksanlığını (gösterir). Gayret et, (Hakk’ın) rızasını gözet, dünya ile bağını kopar. Ey Semâî! Hikmet olarak âlemde sûfiye, bu yeter. Ne aşka sabreder oldum ne akl ile yârem Ne kârı başa çıkardım ne belli bî-kârem Belâ-yı aşk ile hakkâ ki n’olduğum bilmem Bu anlanur elemimden ki âşık-ı zârem Semâi gibi ben ol bî-hudem ki âlemde Ne keyf ile mütekeyyif ne mest ü hüşyârem Ne aşka sabredebiliyorum, ne akıl ile dostum; ne işi halledebildim, ne başarısız olduğum belli! Aşk belâsından dolayı, hakikaten ne olduğumu bilmiyorum. (Ancak) ıstırabımdan şu anlaşılıyor ki inleyen bir âşığım. Ben de Semâî gibi (öyle) kendimden geçmişim ki ne bir keyif ile neşeliyim, ne sarhoşum, ne de ayık! Mecnûn u perîşân-ı tüem destem gîr Ser-geşte vü hayrân-ı tüem destem gîr Her bî-ser ü pây dest-gîrî dâred Men bî-ser ü sâmân-ı tüem destem gîr Ben senin mecnûnunum, perişanım, elimden tut. Senin (uğrunda) şaşkın ve başı dönmüş bir haldeyim, elimden tut. Her düşkünün elinden tutan biri vardır; ben senin için her şeyimi kaybettim, elimden tut. Ey kâşif-i esrâr-ı Hudâ Mevlânâ Sultân-ı bekâ şâh-ı fenâ Mevlânâ Aşk etmededir Hazretine böyle hitâb Mevlâ-yı gürûh-ı evliyâ Mevlânâ Ey ilâhi sırların kâşifi Mevlânâ! Fenâ ve bekâ sultanı Mevlânâ! Aşk, zâtına böyle hitap etmektedir: Veliler topluluğunun efendisi Mevlânâ! DÖRDÜNCÜ SELÂM Sultân-ı menî sultân-ı menî Ender dil ü can îmân-ı menî Der men bi-demî men zinde şevem Yek cân çi şeved sad cân-ı menî Sultânımsın, sultânımsın; cânımda, gönlümde imânımsın. Bana üflersen ben dirilirim. Bir cân da nedir? Yüz cânımsın. Terceme için -- Mutriban.com