İşârâtü’l-İ’câz 21. Ders / Duyguların Yeşermesi - Mecit Ömür Öztürk
Mecit Ömür Öztürk
0:00 / 0:00
İşârâtü’l-İ’câz 21. Ders / Duyguların Yeşermesi - Mecit Ömür Öztürk
1 091 просмотр · 1 год назад
Mecit Ömür Öztürk
21,8 тыс. подписчиков
1 091 просмотр · 1 год назад
#dervişintesellikoleksiyonu #içebakışfragmanları #seçmemetinler İ#dervişintesellikoleksiyonu #içebakışfragmanları #seçmemetinler
[Pandemi dönemi devam ederken ve özellikle sokağa çıkma yasaklarının olduğu günlerde bazı yakın dostlarımla Zoom uygulaması üzerinden yapmaya başladığımız “Risale-i Nur Külliyatından Seçme Metinler” çalışmasına ait ses kayıtlarıdır.]
İman, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrisini icmalen tasdik etmekten hasıl olan bir nurdur.
S- Avam-ı nâstan, hakaik-i diniyeyi tabir eden ancak yüzde birdir?
C- Tabir etmemesi, bilmemesine delil olamaz. Evet çok defa lisan, insanın tasavvuratından incelerini tabirden âciz olduğu gibi kalbindeki ve vicdanındaki inceler de akla görünmez. Hattâ belâgat dâhîlerinden Sekkakî gibi bir zât; İmri-ül Kays veya başka bir bedevinin ibraz ettiği belâgat incelerini kavramamıştır. Maahâza imanın var olup olmadığı sorgu ile anlaşılır. Meselâ âmi bir adama, bu âlem bütün cihetleriyle, eczasıyla kudretinde, tasarrufunda bulunan Sâni'in yarattığı bu âlemin bir cihetinde olup olmadığı gibi bir sorgu yapıldığı zaman, "Hiçbir cihetinde değildir!" dese kâfidir. Çünki nefiy cihetinin, yani Sâni'siz olamayacağının onun vicdanında sabit olduğuna delalet eder.
İman, Sa'd-ı Taftazanî'nin tefsirine göre: "Cenab-ı Hakk'ın istediği kulunun kalbine, cüz'-i ihtiyarının sarfından sonra ilka ettiği bir nurdur." denilmiştir. Öyle ise iman, Şems-i Ezelî'den vicdan-ı beşere ihsan edilen bir nur ve bir şuadır ki, vicdanın içyüzünü tamamıyla ışıklandırır. Ve bu sayede bütün kâinat ile bir ünsiyet, bir emniyet peyda olur. Ve herşeyle kesb-i muarefe eder. Ve insanın kalbinde öyle bir kuvve-i maneviye husule gelir ki, insan o kuvvet ile her musibete, her hâdiseye karşı mukavemet edebilir. Ve öyle bir vüs'at ve genişlik verir ki, insan o vüs'atle geçmiş ve gelecek zamanları yutabilir.
Ve keza iman, Şems-i Ezelî'den ihsan edilmiş bir nur olduğu gibi; saadet-i ebediyeden de bir parıltıdır. Ve o parıltı ile, vicdanında bulunan bütün emel ve istidadlarının tohumları, bir şecere-i tûbâ gibi neşv ü nemaya başlar, ebed memleketine doğru hareket eder, gider.
İşârât-ül İ'caz