Daniel Lavoie - Tu vas me détruire (Türkçe Çeviri & Lyrics)
cielique
0:00 / 0:00
Daniel Lavoie - Tu vas me détruire (Türkçe Çeviri & Lyrics)
1 670 просмотров · 2 месяца назад
cielique
529 подписчиков
1 670 просмотров · 2 месяца назад
hayranlıkla bakıyorum yazılan bu sözlere. bir arzu okyanusu; hiç düşünmeden içerisine dalınan, damarlarda kabaran, aklın yitmesine, kişinin çökmesine neden olan, onu yavaş yavaş boğan ancak tüm bunlar olurken bir an bile pişman olunmayan/olunamayan.
aşkın, tutkunun çok güzel bir şekilde kelimelere/harflere dökülmesi resmen. senin için iyi olmadığını belki sana zarar vereceğini, seni mahvedeceğini bilirsin ancak hiç düşünmeden dalarsın ya içine aynı öyle bir şey.
ben de aslında aynı dertten muzdaribim. unutuyorum onu, gerçekten unutuyorum. hatta artık özlemiyorum da ama hayatıma yeni biri girmediği sürece sanırım eskisi gibi mutlu olabilmemin tek yolunun sevilmek olduğuna inanıp, beni sevebilecek en olası kişiye, o tarafa meyledeceğim. hatalı biliyorum. yapmamam lazım onu da biliyorum ama günün sonunda kafam bulandığında yine kendimi onun hakkında bir şeyler yazmış halde buluyorum. onu istemiyorum. onu sevmiyorum. hatta ondan nefret ediyorum. sadece sevilmeye muhtacım ve bunu söylemek çok aciz hissettiriyor. beni mahvedeceğini bildiğim bir yola tekrar girmekte istemiyorum. kafam çok karışık. hatta bu konu hakkında atak geçirirken bir şeyler yazmıştım onu buraya koyacağım biraz ağır ithamlar da bulunuyor şimdiden bunu sağlıklı bir kafayla yazmadığımı ve birçok konuda aynı düşünsem de küfürler savuracak biri olmadığımı söylemek istiyorum. sadece sansürlemek veya bir yerden bir şeyleri cımbızla almak gibi şeyleri sevmiyorum tüm gerçekliğiyle yazdıklarım aşağıda;
"saat gece 4:45, hastaneye gideceğim o saati bekliyorum. ameliyat olacağım günkü telaşını özlüyorum. yaralarım hâlâ duruyor. yüzümdeki kimsenin fark etmediği izler, bileklerimdeki ufak kesikler hâlâ bana seni hatırlatıyor. sevmiyorum ama özlüyorum. ne mutlu, artık sevmiyorum diyebiliyorum. ancak öyle muhtacım ki sevmeye/sevilmeye büyük hatalar yapacağım, korkuyorum. ama korkuyorum. anlıyor musun? pişman olacağım şeyi yapmamak için direniyorum. aklımın sınırlarını zorluyor, ücra köşelerde dönen fuhuş sahnelerini birkaç piç sırıtışında saklıyorum. ilaçlar mı beni yöneten yoksa ben mi onları çiğniyor bilmiyorum. ama öyle ki ben düşündüğüm her şeyi siz iğrenç varlıklar için yapıyorum. yazık. herkesi kendim kadar saf sanıyorum. yanılıyorum. yanıyorum. her geçen gün ismini anıyorum. biliyor musun? ben kriz geçirirken bana yaptıklarını, o merhametsiz, iğrenç, aşağılık hareketlerini yok sayıyorum. hâlâ içimde bir yerlerde seni haklı çıkarıyorum. milyonlarca düşünce, sanrılar ve ihtimallerin arasından seni tekrar masum görüyorum. ne kadar adice, bir avukattan hallice; gönlümün hoş olması bir rüşvetmişçesine müvekkilimi savunuyorum. yazık. değmiyor ama bu hayatı; kendini akıllı sanan, verdiği kötü kararlarla mutlu, egosunu tatmin etmek uğruna susmayı tercih eden birkaç yüz gram et parçasından fazlası olmayan, melek sandığım o estetik varlıkların hayatını güzelleştirmek uğruna yakıyorum. varsın yansın. ben de bu saatten sonra içimde size karşı olan nefretimle kül olayım. rüyalarımda bir kız çocuğunun koklarken elini kanattığı gül olayım. miladını doldurmuş bir kadeh kızıl şarap yahut kan revan içinde ölmeyi bekleyen bir avare. lâl olayım."