ALEVİ VEKİLLER SİYASİ MİLİS Mİ? BAKIHNAN'DAN ACI İTİRAF
Haydar Karatas
0:00 / 0:00
ALEVİ VEKİLLER SİYASİ MİLİS Mİ? BAKIHNAN'DAN ACI İTİRAF
12 543 просмотра · 13 часов назад
Haydar Karatas
4,93 тыс. подписчиков
12 543 просмотра · 13 часов назад
Bu videoda Tuncer Bakırhan’ın Alevilere ve Dersimlilere yönelik kullandığı siyasal dili tarihsel arka planıyla ele alıyorum. “Celladına âşık olma” suçlamasının ne anlama geldiğini ve bu söylemin hangi tarih anlayışına dayandığını sorguluyorum.
Tuncer Bakırhan’ın temsil ettiği siyasal geleneğin ideolojik inşasını yapan Öcalan'ın bugün “Türklerle İslam birliği” çağrısı yapması ne anlama geliyor?
Öcalan'ın, başarı, onur ve gurur duyduğu Türk İslam Tarihinin Kürt ve Türk İslamının birlik anları olduğuna dikkat çekmesi ve geçmişteki bu tarihi anları hatırlatarak, "gelin o tarihi anları örnek alarak yeni anlaşmalar yapalım demesinin insanlık tarihi açısından baktığımızda bu tarihi anlar gurur duyulması gereken anlar mıdır, yoksa bütün çağdaş dünyanın yaptığı gibi, kınanması, mağdurların hatırlanması gerektiği günler midir?
Öcalan'ın örnek gösterdiği Kürt-İslam ittifaklarının Kızılbaşlar, Ermeniler, Süryaniler ve Êzidîler açısından tarihsel sonuçları neler oldu?
Tarihle yüzleşmesi gerekenler gerçekten Dersimliler ve Aleviler mi; yoksa Osmanlı’nın kılıcına katılarak azınlıkların katledilmesine ve mülklerinin yağmalanmasına ortak olan Kürt-İslam geleneği mi?
Bakırhan ve lideri Abdullah Öcalan, Kürt tarihindeki direniş kültüründen söz ederken Alevi ve Dersimli halkların tarihsel mirasına ne kadar şey borçludur? Dersimlilerle tanışmadan önce ülkü ocağına üye olan Öcalan, Kürtlüğü, direnmeyi Dersimli Kızılbaşlardan öğrendi. Bugün Alevileri ve Dersimlileri itibarsızlaştıran bu direniş geleneğini nasıl devraldılar ve bugün neden Dersimlileri itibarsızlaştıran bir dil kullanıyorlar? Bu dil İslami fetih geleneğini canlandırmak, yeni tarih yazımında ne manaya geliyor! Cahillik mi, Kürt İslam'ın "egemene yedek güç olma" algısından mı ileri geliyor?
Ayrıca Bakırhan’ın “Sokaktan alıp milletvekili yaptık” dediği Alevi siyasetçilerin, zamanla kendi toplumlarını temsil etmek yerine bir siyasal merkezin “politik milislerine” nasıl dönüştürüldüğünü inceliyorum. Tarih ve sosyoloji ne diyor, sizleri sömürgeciliğin ve diktaröryel rejimlerin lider yaratma tarihine götürüyorum.
Bu video yalnızca Tuncer Bakırhan’ın sözlerine verilmiş bir cevap değil; Dersim, Alevilik, Kürt-İslam tarihi, siyasal temsil ve tarihsel hafıza üzerine kapsamlı bir yüzleşme çağrısıdır...
Tuncer Bakırhan'ı taktir de etmek lazım, cahil ferasetiyle Robert Mischels'in partiler teorisini ayen beyan itiraf etti, halkın sorunları taşımıyorlarmış meğer, bir barbarlık, azınlıklara, farklılıklara düşman bir meseleymiş inşaa edilen! İnsanlar köleleştiriliyor, iradeleri yok ediliyor, bir ideolojik aparata çevriliyormuş... Ve Robert Mischels'in ifadesiyle, başka diyarlara demokrasi vaad eden bu ideolojik tahakküm, kendi içinde mürit, kendi halkına liderleri önünde baş eğmeyi öğretiyormuş. Vekil milis, halk ise sömürgecilik mantığı ile terbiye edilmesi gereken kullarmış! Bakırhan sevdiğim bir siyasetçi, keşke otursa söylediklerinin ne manaya geldiğini anlasa... ama sistem oymuş ve bizler sistemin bu olduğunu biliyorduk. Alevilerden alının milletvekillerinin ve siyasi temscileren gerçekte yeteneksiz, ailelerinde dahi iyi ilişkileri olmayan, sorunlu kişiler olduğunu biliyorduk... itibarsıza itibar veren ideolojik algı, itibarlıyı yok ederek halkı bir kültürel çöle çıkarır... tarih buna fazlasıyla tanıktır ve Kürt diyarı ile Kemalist ve son Erdoğan rejiminin Türk diyarı da fazlasıyla tanıktır. Onlar lideri gibi düşünmeyene her tür itibarsızlığı yapmak, olmuyorsa ya öldürmek ya da tutuklamak... Dinleyin, deneyimlerinizi yazın, hatalı bakış açısı varsa, karşı tezle çürütün... müritlere küfür serbest... onlar da testin ne kadar gerçek olduğunu gösterir...