Перейти к содержимому

"Yavuz Geliyor Yavuz" — Turkish Navy Song

Angora Archive

0:00 / 0:00

"Yavuz Geliyor Yavuz" — Turkish Navy Song

558 просмотров · 3 недели назад
Angora Archive
125 подписчиков
558 просмотров · 3 недели назад
Yavuz Geliyo Yavuz türküsü, I. Dünya Savaşı döneminde Karadeniz insanının yaşadığı hüzün, fedakârlık ve direncin simgesi hâline gelmiş en köklü halk türkülerinden biridir. "Yavuz geliyor Yavuz..." dizeleriyle tanınan eser; bir yandan gençleri belirsiz cephelere taşıyan Kara Gemi olarak anılan TCG Yavuz'un imgesini, hüznünü, diğer yandan ise vatan savunmasındaki kararlılık ve zafer inancını temsil eder. ​Koleksiyon: Angora Archive; Collection III ​Eser / Format: Yavuz Geliyor Yavuz (Yavuz Zırhlısı Marşı/Türküsü) / MP3 Dijital Ses Formatı ​Beste: Anonim, Karadeniz Yöresi / Derleyen: Muzaffer Sarısözen [1899, Sivas, Ankara Vilayeti, Osmanlı İmparatorluğu, 14 Ocak 1963 Ankara, Türkiye Cumhuriyeti] ​Orkestra Şefi: (Bando Ordu yada Tugay Komutanı) ​Söz: Anonim, Ordu Yöresi / Derleyen: Muzaffer Sarısözen ​İcraa: Türk Silahlı Kuvvetleri Bando ve Armoni Mızıkası, 2013 Meraklısına Teknik Bilgiler: Eser, Türk halk müziğinin en önemli kurucu kaynak kişisi ve araştırmacısı Muzaffer Sarısözen tarafından Ankara Devlet Konservatuvarı ve TRT derleme gezileri kapsamında Trabzon yöresinden derlenerek notaya aktarılmıştır. Repertuvar numarası 00643'dür. 1937 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı tarafından arşivlenmiştir. Sarısözen’in titiz çalışmaları sayesinde arşivlere kazandırılan türkü, TRT Türk Folklor Arşivi'ne dâhil edilmiştir. Bu kayıt, 2013 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri Bando ve Armoni Mızıkası tarafından seslendirilmiştir. 1. Dünya Savaşı sırasında Doğu Karadeniz'in sarp dağlık yapısı, Doğu Anadolu ile Karadeniz kıyıları arasında modern karayolu veya demiryolu bağlantısının bulunmayışı deniz ulaşımını tek seçenek hâline getirmiştir. Cephelere asker, mühimmat ve lojistik takviyenin sağlanmasında deniz hattı hayati bir rol oynamıştır. Savaşın gidişatında ve bölgesel sevkiyatlarda güvence oluşturan Yavuz Zırhlısı, Karadeniz insanının hafızasında gençleri baba ocağından alıp meçhul cephelere taşıyan kudretli ama bir o kadar da hüzünlü bir Kara Gemi imgesine dönüşmüştür. Geminin Türk tarihine ve envanterine girişi, 1. Dünya Savaşı'nın patlak verdiği Ağustos 1914 tarihine dayanır. Akdeniz'de İngiliz donanmasının takibinden kaçan Alman Akdeniz Tümeni'ne ait SMS Goeben ve SMS Breslau kruvazörleri, Çanakkale Boğazı'na sığınmıştır. İngiltere'nin parası ödendiği halde teslim etmediği Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına karşılık diplomatik bir hamle olarak bu iki gemi satın alınmış gösterilmiştir. SMS Goeben gemisine Yavuz Sultan Selim, SMS Breslau gemisine ise Midilli adı verilerek mürettebatlarına askerî fes giydirilmiş ve Türk sancağı çekilmiştir. 29-30 Ekim 1914 tarihinde Amiral Souchon komutasında Karadeniz'e açılarak Odessa ve Sivastopol gibi Rus limanlarını bombalayan Yavuz, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'na resmen girmesine yol açan tarihî süreci başlatmıştır. Yavuz'un kader arkadaşı Midilli kruvazörü, 20 Ocak 1918'deki Gökçeada Deniz Muharebesi dönüşünde mayın tarlasına girerek batmıştır. Aynı muharebede ağır hasar alan Yavuz, 2 Kasım 1918'de Osmanlı'ya devredilmiş ve 9 Aralık 1918'de İngiliz kontrolündeki İzmit Körfezi'ne çekilmiştir. İşgal yıllarında İtilaf Devletleri'nin denetimi altında tutulan ve sökülüp hurdaya ayrılmak istenen dev zırhlı, Türk subaylarının ve Millî Mücadele kadrolarının kararlı tutumu sayesinde korunmuş ve sancağını muhafaza etmiştir. 1926-1930 yıllarında Fransız ve Alman teknik desteğiyle Gölcük'te Atatürk'ün emri ile modernize edilen ve Gölcük Deniz Tersanesi'nin kurulmasına vesile olan TCG Yavuz, 1938'de Atatürk'ün naaşını İzmit'e taşıyarak tarihinin en anlamlı görevlerinden birini ifa etmiş, II. Dünya Savaşı boyunca ise caydırıcı güç konumunu sürdürmüştür. 20 Aralık 1950'de aktif görevden alınan ve Türkiye'nin NATO'ya girişiyle B70 bordro numarasını alan gemi, 14 Kasım 1954'te resmi olarak donanma envanterinden çıkarılmıştır. 1963 yılında Batı Almanya'ya müze yapılması amacıyla sunulan teklifin reddedilmesi üzerine Makine Kimya Endüstrisi Kurumuna devredilen zırhlı, 7 Haziran 1973'teki veda töreninin ardından İzmit Seymen'deki söküm tesislerine çekilmiştir. Söküm sürecinde Krupp üretimi özel zırhlı çeliğin mukavemeti nedeniyle kesim işlemleri güçlükle yürütülebilmiş, parçalanan gövde çeliği sanayide değerlendirilmiştir. Yavuz’un sökülmesiyle birlikte dünya denizcilik tarihinde I. Dünya Savaşı döneminden kalan son muharebe kruvazörü de ortadan kalkmış, bu durum uluslararası denizcilik yayınlarında ve tarih literatüründe önemli bir kültürel kayıp olarak değerlendirilmiştir. Gemiden geriye kalan pervanelerden biri Gölcük Deniz Üssü'nde, top namlusu ve çanı İstanbul Deniz Müzesi’nde, bazı seyir aletleri ile mobilyaları ise ilgili müzelerde muhafaza edilmektedir. Bu çalkantılı tarihsel süreç ve nihayetinde parçalanarak son bulması, geminin hizmet geçmişini askeri bahriye tarihinde ayrıcalıklı ve hüzünlü bir yere oturtmuştur. Bu asırlık miras, 1987'de envantere giren F-240 bordrolu TCG Yavuz fırkateyni tarafından sembolik bir şekilde mirası korunmuştur.