Altan Tan'ın Sakladığı Aile Tarihi Alevinin Korkulu Rüyası mı? Kitapları ve Siyasetiyle Altan TAN!
Haydar Karatas
0:00 / 0:00
Altan Tan'ın Sakladığı Aile Tarihi Alevinin Korkulu Rüyası mı? Kitapları ve Siyasetiyle Altan TAN!
40 395 просмотров · 1 месяц назад
Haydar Karatas
5,27 тыс. подписчиков
40 395 просмотров · 1 месяц назад
ALTAN TAN ve İslam Aydınlarının Çıkmazı,
Doğrusu başlık bu olmalıydı ya!
Bu anlatıda Altan Tan’ın aile tarihine gidiyorum. Kendi kitaplarında anlattığı aile köklerini, fakat anlatının eksik bırakıldığı noktaları araştırıyorum.
Ve elbette karşımıza İslamcılığın fetih anlayışının getirdiği o tipik hikaye ile karşılaşıyoruz. Bir Hıristiyan köyüne çoban olarak gelen büyük dede Bekir’in hikâyesini; Kilise tarihinin günlüklerinde ve kayıtlarında karşımıza çıkan mal ve mülklere çökmenin, kaçırılan "gavur" kızlarının dramı... İslamcılığın iki şekli olan, fetih yoluyla mallara çökmek yerine, zamana yayarak İslam dışı toplumların ekonomik olarak zayıflatılması ve mallar el değiştirmesi hikayesi ile karşılaşıyoruz. Hıristiyan köyüne çoban olarak gelen Bekir büyümüş, Hıristiyan azınlığı yer yer zorla, yer yer kaçırma ile göçerterek, korkutarak malların el değiştirmesi. Köylerinden kaçan Süryaniler ve geride bırakılan mallar etrafındaki anlatıları inceliyorum. İslamcı Tan'ın aile hikayesinde neredeyse Orhan Pamuk'un romanında Anadolu'dan İstanbul'a gelen BOZACA'nin hikayesini görüyoruz.
Pamuk'ta, Anadoludan İstanbul'a BOZACI olarak gelen kahraman, İstanbul'u talan eder ve bir kültürü ve geleneği yıkardı. Altan Tan'ın dedesi Bekir de, köye çoban olarak gelmiştir, çoğalır, akrabalar gelir ve bir tarih ve kültür yerle bir olur!!! Altan Tan ve İslamcı aydınların sorgulamadığı bir tarihtir bu. Onlara göre, bugünkü Müslüman Türkiye'nin huzuru bozan da geride kalan "kılıç artığı" diye tabir ettiği Aleviler, gerçi kripto Ermeniler filan da var ya... Onlar olmasaymış, İslam'ın içi gülistandan bir huzur bahçesi olurmuş, oysa videoda da anlatacağım gibi, azınlık yoksa müslüman müslümanın malına çöküyor!!! İçinden geçtiğimiz günler bu çökme günleri..
Aslında Altan Tan sevdiğim bir siyasetçi, kafa yoruyor, cümle kuruyor, arkası önü yok, tek başına bir birey... ama içinden geldiği bir zihniyet var, onu aşmak istediğinden de eminim.
Bu viedo anlatısında,
Buradan çok daha eski bir meseleye geçiyorum: İslam toplumlarının ganimet, cizye ve gayrimüslimin mülkiyetiyle kurduğu tarihsel ilişkiye. Tan ailesinin hikâyesini de bu daha büyük İslamlaşma tarihinin içine yerleştirerek sorguluyorum.Ama bu seride Altan Tan'ın söylemlerinden İslam Aydınlarının geçmiş tarihlerine, doğup büyüdükleri toprakların kaderine doğru bir yolculuk yapıyorum.
biliyorum,
Aleviler Altan Tan için adeta kazan kaynatıyor. “Alevi düşmanı”, “Alevileri hedef gösteriyor” deniliyor. Peki Altan Tan gerçekten yeni bir şey mi söylüyor?
Bu videoda tam da bu sorunun peşine düşüyorum.
Çünkü Altan Tan’ın bugün kurduğu cümlelerin çok benzerleri Türk ve Kürt İslamcı siyasal çevrelerinde uzun zamandır tekrarlanıyor. Osman Öcalan’ın PKK içindeki “solcu ve Alevi kanat” hakkındaki sözlerinden Erdoğan’ın “Zerdüşt”, “ateist” ve “Ali’siz Alevilik” söylemlerine; Fethullah Gülen’in Alevilik, solculuk ve ateizm üzerine söylediklerinden Bülent Arınç’ın “Bizi kardeş yapan Müslümanlıktır, laiklik değil” sözlerine kadar uzanan bir söylem geçmişi var.
Videoda bunları tarihleri ve kaynaklarıyla yan yana getiriyorum.
Başka mı?
İmralı görüşmelerinde Alevi meselesi nasıl konuşuluyor? Aleviler neden ayrıca bir sorun başlığı haline geliyor? “Kontrol”, “entegrasyon”, din, devlet ve yeni siyasal ittifak tartışmalarında Alevilerin yeri neresi?
Böylece bu uzun videoda yüzlerce yıllık İslamlaşma tarihinden bugünkü Kürt meselesine, PKK’ye, İmralı’ya, AKP’ye ve günümüz Alevi tartışmalarına uzanan bir hattı takip ediyorum.
Fakat bir noktanın özellikle altını çiziyorum:
Altan Tan’a saldırmak, hakaret etmek veya onu hedef göstermek kabul edilebilir değildir.
Altan Tan bana göre Türk ve Kürt İslam dünyasının en açık sözlü yüzlerinden biridir. Tek başına bir adamdır; arkasında onu koruyan büyük bir grup yoktur. PKK çevresine gittiğinde de eleştireldir, Erbakan’ın yanında bulunduğunda da. Ülkesinin meseleleri üzerine kafa yoran ve düşündüğünü çoğu zaman saklamadan söyleyen bir siyasetçidir.
Fakat onun sorgulamasının da bir sınırı vardır: İslami düşünce dünyasının sınırları.
Peki ya sorunlarımızın bir bölümü tam da bu dünyanın tarihsel ahlakı, çoğunluk anlayışı, gayrimüslime bakışı ve “biz” tarifinden kaynaklanıyorsa?
O zaman ne yapacağız?
Bu video Altan Tan’ı mahkûm etmek için değil, bu soruyu sormak için hazırlandı.
Videoda geçen isimleri, tarihleri, kitapları ve kavramları tek tek araştırabilirsiniz. Benim söylediklerimi de sorgulayın, kaynaklara gidin ve kendi sonucunuzu çıkarın.
Saldırmadan, hakaret etmeden, birbirimizi düşmanlaştırmadan sorunlarımızı konuşalım.