DURHASANDEDE TÜRBESİ, DURHASANDEDE KÖYÜ'NDE İKİ CAN İNSAN: GÜLBAHAR / SÜLEYMAN DERSE, 2002
Ayhan Aydin
0:00 / 0:00
DURHASANDEDE TÜRBESİ, DURHASANDEDE KÖYÜ'NDE İKİ CAN İNSAN: GÜLBAHAR / SÜLEYMAN DERSE, 2002
1 821 просмотр · 5 лет назад
Ayhan Aydin
7,23 тыс. подписчиков
1 821 просмотр · 5 лет назад
ALEVİ – BEKTAŞİ KÜLTÜR DÜNYASINDA
GELENEĞİ YAŞATANLARIN SESİ
AYHAN AYDIN
UYUR İDİK UYARDILAR
ANADOLU YOLLARINDA
EKİN İDİK OLDUK HARMAN
Ceyhan Durhasandede Köyü
Durhasandede Türbesi
Ceyhan, Durhasandede Köyü, Durhasandede Türbesi
Nasıl olsa Mersin ziyaretini bir gün ertelemişken yörenin en önemli ziyaret mekanı kabul edilen tarihi önemi çok büyük Ceyhan Durhasandede Köyü’ne doğru Yusuf Gül’ün de katılımıyla hareket ediyoruz. Öyle ya dirilerimiz çok önemli ama dergah ve türbelerimizi de ziyaret etmeliyiz. Oldukça uzun bir yolculuktan sonra köye ve türbeye varıyoruz ki, gün akşam olmak üzere. Güneşin bulutlar arasından kayboluşu, gökyüzünün kızarması ve son ışıkların türbeye düşmesi, akşam serinliğinin vadiye inmesi yaşanması gereken güzel anlar.
Tahtacı Türkmen geleneğinde bu inanç ve kültürün önderleri olan dedelerin en büyük ocak kurucularından birisi olan Durhasandede, tüm Tahtacı Türkmen Aleviler tarafından bilenen ve sevgiyle anılan bir ulu eren.
Yüzyıllar önce yaşamış ama etkisi sevgisi hiç azalmamış. Özellikle Ege’den, Akdeniz Bölgesi’nin diğer illerinden yoğun bir şekilde gelip burayı ziyaret edip, kurban kesen canlar bu türbenin canlı olmasını sağlamışlar. Ayrıntılı bilgilerin konunun uzmanı Veli Asan’da olduğu Durhasandede Türbesi’nin bulunduğu köy de aynı ismi taşıyor. Her ne kadar eski gelenekler, inançlar, yaşatılamasa da, bu ulu kişi yine yüzyıllar boyu kendini ziyarete gelen konuklarını ağırlamaya devam edecek.
Süleyman/Gülbahar Derse
Köyde gidip, konuşabileceğimiz dostlarımız olduğunu söyleyen Doğan Türkdoğan ve Yusuf Gül’le Süleyman/Gülbahar Derse’nin evine hareket ediyoruz. Yemyeşil, tertemiz, çiçekler içinde bir bahçeli eve doğru hareket ediyoruz. Doğan Türkdoğan ve Yusuf Gül eve yönelip kapıyı çalınca beni gezi boyunca en fazla duygulandıran anlardan birisini yaşıyorum. Dışarı çıkan Gülbahar Ana ve Süleyman Amca bizleri görünce ağlamaya başlıyorlar. Büyük bir özlemle yanımdaki dostlara sarılan bu canlar bana da aynı sıcaklıkla sarılıyorlar. Duygusal bir insan olduğum için ne olduğunu anlayamadan benim de gözelerimden yaşlar boşanıyor. Sarılıp, öpüşmelerden sonra içeri giriyoruz. Ben sonra sonra anlıyorum bu ağlamanın nedenini. Saf ve gökyüzü gibi aydınlık kalpli bu insanlar meğerse epeydir insan beklerlermiş... Misafiri, dostlukları, arkadaşlıkları çok seven bu can insanlar, bir misafir gelse de konuşup, dertleşsek, diyorlarmış. Hatta Gülbahar Ana rüyasında bile görmüş... Bunlar sahte duygular değil can dostlar... Bunlar gerçek insanlık duyguları, gerçek insanlık değerleri... Kadıncağız bilmiyor ki ne yapsın bize, yemek, çay, meyve... O koşuşturdukça anlatılmaz bir duygular yumağı içinde bambaşka âlemlere dalıyorum. Yine eski cemler, eski dedelerin isimleri, anılar, anılar... Sazların sesleri adeta kulağımda çınlıyor. Sonra bakıyorum ki duvarlarda yine İmam Ali, İmam Hüseyin ve dedelerin resimleri. Bu gönülleri yüce insanlarla sohbete doyamıyorum, ısrarla kalmamızı istiyorlar ama bizim Adana’ya tekrar dönmemiz gerekiyor.
Öğrendiğime göre, buraya çok büyük sıklıkla insan gelmiyormuş. Ama inançlı insanlar dedeleriyle en azından âşıklarıyla gelip ibadet edip, kurban kesiyorlarmış. Köyün ilgisinin biraz zayıf olduğundan yakınan Süleyman ve Gülbahar Derse’nin dertleri, buraların insanla dolup, taşması, cemlerin, ibadetlerin yapılması... Onlardan ayrılırken aslında yüreğim sızladı... Anadolu insanımızın garipliğini, yalnızlığını, özlemlerini, sıkıntıları gün geçtikçe daha çok görür oldum. (Süleyman ve Gülbahar Derse’yle gezi sonrasında da telefonla da olsa görüşmelerimiz devam ediyor.)
Adana’ya hayli geç bir vakitte varıyoruz. Ama bu arada Mersin’le temaslarım devam etmişti.
Daha önce Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nde karşılaşıp, sohbet ettiğim sazı ve sözleriyle yaşayan değerli İsmail Türker Dede’yi arayarak kendisini ziyaret edeceğimizden haberdar ediyoruz. Onunla bir söyleşi yapmayı planlıyorum. Yine iki kez telefonla eşine ulaştığımız Mithat Güler Dede’nin ise yakın bir akrabasının vefatı dolayısıyla memleketine gittiğini öğreniyorum. Ama bir de büyük Doğan Doğan Dede var, onunla da sohbet etmek çok iyi olacak.
23 EKİM 2002
ADANA