13 Ekim 2026
Erkan Davulcu
0:00 / 0:00
13 Ekim 2026
57 381 просмотр · 1 день назад
Erkan Davulcu
688 тыс. подписчиков
57 381 просмотр · 1 день назад
Haraçoğlu Tekkesi, Anadolu’nun fethi esnasında yörenin fethini gerçekleştiren, akıncı komutanlarından Esen Gazi’nin can yoldaşlarından, Derviş İbrahim isimli tasavvuf alimi adına kurulmuştur. Tekkenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 11. Bayazid Dönemi [1487/1512] Vakıf Tahrir Defterine göre Derviş İbrahim’in oğulları Şeyh Mustafa, Derviş Mehmet ve Derviş Ali; Candaroğulları Döneminde yaşamışlardır. Bölgenin 1461 senesinde Osmanlı Devleti’ne ilhakından sonra, Mustafa Efendi’nin şeyhlik beratı, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından yenilenmiştir. Kardeşleri Mehmet ve Ali Efendiler’in, Sünlük Köyü dahilindeki 2 hâneli bir çiftlik ile bir değirmen vakfına ait tasarruf hakları da ibka edilmiştir.
Tekke; 1530 ve daha sonraki tarihlere ait muhasebe defterlerinde, 1856 Tarihli Aşar Defteri ve diğer belgelerde Derviş İbrahim Zaviyesi adıyla zikredilmektedir. 1566 Tarihli vakıf tahrir defterine göre o tarihte de zaviyenin masrafları Çaytarla demekle maruf olan bir kıta yer ve bir değirmenin gelirlerinden karşılanmaktadır. Şeyhi de Dede Oğlu İvaz isimli şeyhtir. 19. Yüzyılın sonlarından itibaren Haraçoğlu Tekkesi adıyla anılmaya başlamıştır.
Haraçoğlu, tekkenin bulunduğu köyün ileri gelen ve hâlen nesli devam eden ailelerinden birinin lakabıdır. Halk tarafından tekkenin kurucusu olarak bilinen Hoca Saadeddin Efendi bu ailenin atası veya efradından birisidir. Bir diğer ihtimal Saadeddin Efendi, Derviş İbrahim Efendi’nin nesli kesilmiş olduğundan buraya gelip yerleşen ve tekkeyi ihya ederek Nakşibendi dergâhı olarak açan bir şahsiyet olabileceği gibi, bu lakabın Derviş İbrahim Efendi’ye ait olma ihtimali de söz konusudur.
İlmi gücü ve şahsiyeti sayesinde bölge uleması, devlet erkânı ve halk üzerinde bıraktığı tesirden ötürü tekke onun lakabıyla şöhret bulmuştur. Asırlardan beri manevi yönden huzur arayanların, dara düşenlerin, muradı olanların, kararlarında tereddüt edenlerin Hakk’a yönelmek, manevi feyzinden istifade etmek isteyenlerin ziyaret yeri olmuştur. Dini kültürünü geliştirmek, ruhen olgunlaşmak isteyenlerin şeyhin rehberliğinde eğitilerek buradan mânevi sefere çıktığı dergâh; her bakımdan huzura kavuşan yolcu, fakir-fukara ve kimsesizlerin dualarının semaya yükseldiği yerdir.
Fetihten hemen sonra kurulan ve tekke ve zaviyelerin kapanmasına kadar gönüllülerin eğitildiği, yolcu ve fukaraya yemek ikram edildiği [ayende ve revendeye it’âm-ı tam olunduğu] belge ve bilgilerle sabit olan tekkenin unsurlarından günümüze ulaşan, sadece türbenin önündeki dibek taşıdır.
Tekkenin vakfı olan İhsangazi Divanı’ndan toplanan öşür tahılının Sünlük Köyü’ndeki değirmende öğütülerek ekmek yapıldığı, bir kısmının da bu dibek taşında dövülmek suretiyle çorbalık ve pilavlık bulgur üretildiği muhakkaktır. Zira yolcu ve fukaraya yemek ikramı, bir başka ifadeyle kazan kaynatılması tekkelerin asli icraatlarındandır.