Перейти к содержимому

Kemal Sunal Yadigar Ejder’in Ekmeğiyle mi Oynadı? Bu Yüzden Aylarca Aç mı Kaldı?

Kozmik Dosya

0:00 / 0:00

Kemal Sunal Yadigar Ejder’in Ekmeğiyle mi Oynadı? Bu Yüzden Aylarca Aç mı Kaldı?

1 753 просмотра · 2 дня назад
Kozmik Dosya
107 тыс. подписчиков
1 753 просмотра · 2 дня назад
Bir yüzü, tüm Türkiye’nin ezbere bildiği; yaklaşık 207 filmde kamera karşısına geçen Yadigar Ejder… Yeşilçam’ın en çok dayak yiyen, en çok sömürülen ve en ağır şartlarda çalışan emektarlarından biriydi. Ancak onun hikâyesi, filmlerdeki sert adam rollerinden çok daha acıydı. İddialara göre hayatının son döneminde büyük bir yoksulluk içinde yaşayan Ejder, ömrünün sonunda bir park bankında, soğuk bir kış gecesinde hayatını kaybetti. Fakat asıl trajedi, ölümünden sonra başladı. Yadigar Ejder’in adı yıllar boyunca birbirinden farklı şehir efsaneleri, söylentiler ve acı hikâyelerle anıldı. Peki gerçek neydi? Yeşilçam’ın yüzlerce filmde karşımıza çıkan bu unutulmaz emektarının hayatının son günlerinde neler yaşandı? Yeşilçam’ın unutulmaz simalarından, yüzlerce filmde rol almasına rağmen hayatı yokluk ve sefalet içinde geçen Yadigar Ejder’in yürek burkan yaşam öyküsü, Türk sinemasının altın çağındaki emek sömürüsünün en acı örneklerinden biridir. Gerçek adı Adnan Ayberk olan ünlü oyuncu, bin dokuz yüz elli bir yılında Sivas’ta dünyaya gelir. İçindeki sinema tutkusu büyüktür ve bu aşk uğruna memleketindeki ailesini geride bırakarak İstanbul’un yolunu tutar. Ancak sinema sektörünün acı gerçeğiyle hemen yüzleşir. İlk zamanlar filmlerde oynamak bir yana dursun, geçinebilmek için odun kırar, hamallık yapar ve çeşitli ağır işlerde çalışır. Hatta bir dönem gazinolarda fedailik yaptığına dair iddialar da dilden dile dolaşır. Eldeki verilere göre Yadigar Ejder, bin dokuz yüz altmış altı yılında Yılmaz Güney’in Eşrefpaşalı filmi ile sinemaya adım atar. Oynadığı roller oldukça küçüktür ancak o hiçbir zaman pes etmez. bin dokuz yüz yetmişli yıllarda Türk sinemasının en çok dayak yiyen, fedai ve kabadayı rollerinde aranan yüzü haline gelir. Cüneyt Arkın’dan Kemal Sunal’a kadar dönemin başrol oyuncularının neredeyse hepsinden film setlerinde dayak yer. Vücudu hırpalanmıştır; sürekli beli ağrır, ayakları şişer. Hatta bu kronik rahatsızlıkları sıklıkla Cüneyt Arkın’a bağlar. İzmir’deki bir film çekimi sırasında Cüneyt Arkın’ın rol gereği savurduğu sert bir tekme doğrudan diz kapağına gelmiş, oyuncu olduğu yere yığılıp kalmıştır. Yaşadığı fiziksel sorunların o günden kaldığını ömrü boyunca dile getirir. Yadigar Ejder sadece bir figüran veya oyuncu değildir; aynı zamanda yapımcıların setlerdeki ağır işleri yıktığı, diledikleri gibi koşturdukları bir emekçidir. Günün sonunda avucuna sadece birkaç kuruş para sıkıştırılır. Ünlü yapımcı ve yönetmen Memduh Ün, onu ilk kez nasıl gördüğünü şu sözlerle özetler: "Yadigar Ejder’i ilk kez Levent’teki evimizden hatırlıyorum. Üzerinde giyecek doğru dürüst bir şeyi yoktu, kendisine bir mont vermiştim. Kan davasından yattığını ve cezaevinden yeni çıktığını söylemişti." Cezaevinde yattığına dair bu bilgi de hayatının geri kalanı gibi net olarak doğrulanamayan şehir efsanelerinden biridir. Gerçek olup olmadığı hiçbir zaman tam olarak bilinemez. Yeşilçam’daki derin sömürü ve adaletsizlikler onu zamanla isyankar bir ruh haline sokar. Sık sık sinema düzenine ve haksızlıklara karşı tepkisini gösterir. Hatta bin dokuz yüz yetmiş yedi yılının kanlı birinci Mayıs'ında Taksim Meydanı'nda emekçilerin, işçilerin yanında en ön safta yer alır; yumruğu sıkılı, yüzü son derece öfkelidir. #KazmikDosya #YadigarEjder #Yeşilçam #YeşilçamHikayeleri #TürkSineması #KemalSunal #CüneytArkın #YeşilçamEfsaneleri #SinemaBelgeseli #UnutulanHayatlar