Перейти к содержимому

Nazım Hikmet - Ben senden önce ölmek isterim

Fatih Köseoğlu

0:00 / 0:00

Nazım Hikmet - Ben senden önce ölmek isterim

1 090 просмотров · 2 года назад
Fatih Köseoğlu
1,44 тыс. подписчиков
1 090 просмотров · 2 года назад
Bir dünya şairi olan Nâzım Hikmet, 29 Ağustos 1938 tarihinde 28 yıl 4 ay kapıları açılmamak üzere hapse mahkûm edilerek Çankırı cezaevine ve oradan da 5 Aralık 1940 tarihinde Bursa cezaevine gönderilmişti. Burada, karısı Piraye’den bir mektup alır. Mektup da Piraye Hanım Nâzım'a diyordu ki: “Ben senden önce ölmek isterim. Ama öldükten sonra beni toprağa gömmeyin. Cesedimi yakın ve külümü bir küçük vazoya koyun, bu küçük vazoyu çalışma masasının üzerine korsun, böylece çalışırken yanında olurum. Sonra bir gün sen de ölürsün, senin de külünü bu vazoya koysunlar, orada yine hep beraber olalım.” Nâzım bunu okuyunca çok duygulanır. Ve derhal karısına şu cevabı yollar: “Dünyanın en büyük şairleri kadar şiir yazdım, fakat bu derece zengin ve güzel hayale rastlamadım. Müsaade edersen bu mektubu şiire dökeceğim ve altına ikimizin imzasını atacağım.” Ve Nâzım Hikmet, bu mektubun ardından “Ben senden önce ölmek isterim” dizesiyle başlayan şiirini yazar… Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin… Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orda beraber yaşarız külümün içinde külün, ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar… Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım. Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde? İçimden bir şey : belki diyor.