Yakup Çerhi Hazretleri Altın Silsile
ALTIN SİLSİLE
0:00 / 0:00
Yakup Çerhi Hazretleri Altın Silsile
1 104 просмотра · 5 л. назад
ALTIN SİLSİLE
706 подписчиков
1 104 просмотра · 5 л. назад
YÂKUB ÇERHÎ HAZRETLERİ
Anlatıcı---Altın silsilenin 18. Halkası olan Mevlâna Yâkub Çerhî, Kâbil yakınlarındaki Gaznin’e bağlı Çerh köyünde doğdu. Asıl adı Yakub bin Osman olan Çerhî’nin doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor. Yaşadığı yıllar ünlü Moğol hükümdarı Timur dönemine rastlar.
İlk tahsilini memleketinde yapan Yâkub Çerhî, bilahare âlim Zeynüddin Hâfi ile birlikte bulundu. Şihabüddin Seyranî’den ders okudu. Bedehşan üzerinden Buhara’ya dönen Yâkub Çerhî burada zahiri ilimlere olan vukufiyetini kemâle erdirdi. Yâkub Çerhî, Buhara’da bulunduğu yıllarda gıyaben tanıdığı ve çok büyük bir muhabbet beslediği Şah-ı Nakşibend Hazretlerini memleketine dönmeden önce ziyaret etti. Bu ziyaretle birlikte Yâkub Çerhî’nin manevi hayatında yeni bir dönem başlamış oldu.
*----------------------------------*
Y.Çerhî---(Saygılı bir sesle) Ben sizin isminizi hep duyar, uzaktan uzağa bir muhabbet beslerdim. Fakat bir türlü ziyaret etmek nasip olmamıştı. Yarın memleketime dönüyorum bu vesile ile ziyaretinize geldim.
Ş. Nakşibend---(Düşünceli bir sesle) Ben ancak Cenab-ı Hakkın kabul ettiklerini kabul etmeye memurum. Bu gece bakacağım, eğer Cenab-ı Hak kabul buyurursa ben de seni kabul edeceğim.
Y.Çerhî---(Ürkek bir ifadeyle) İnşallah ben de kabul olunurum. Sabah erkenden sizi tekrar ziyaret edeceğim.
*----------------------------------*
Ş. Nakşibend---(Sevinçli bir sesle) Müjdeler olsun Yâkub….. İsteğin kabul oldu.
Y.Çerhî---(Büyük bir sevinçle) Ah çok şükür…. Bu geceyi nasıl geçirdim bir bilseniz. ‘’Ya kabul olmazsam’’ diye yüreğim ağzıma geldi.
Ş.Nakşibend---Yine de şunu iyi bil. Biz müridanı hep kınama meylinde bulunuruz. Çünkü terbiye etmeye çalıştığımız müridanın çoğu, kendine erişen feyizleri benimsemez veyahut da geliştirmez.
Y.Çerhî---İnşallah biz sayıp geliştirenlerden oluruz efendim. Ben eğer müsaade buyurursanız memleketime dönüyorum. Buna sizi hatırlamam için bir hatıra verir misiniz?
Ş.Nakşibend---Şu benim takkemi al. Ona her el ve göz atışında bizi hatırlar, yanında bulursun. Bir de buradan ayrıldıktan sonra Mevlânâ Tacüdin’i bulmaya gayret et.
*----------------------------------*
Anlatıcı---Bu görüşmeden sonra Mevlana Yakub Çerhî, önce Belh şehrine oradan da Deştgulek şehrine gider ve burada Mevlana Tacüddinin sohbet meclisinde bulunur. Bu sıralarda yazdığı bir Kuran-ı Kerim tefsiri Hindistan’da basılı hale getirilir.
Şah-ı Nakşibend Hazretlerinden ayrı kalmaya çok fazla dayanamayan Yâkub Çerhî bir süre sonra tekrar Buhara’ya döner ve Onu kendisini yol üstünde bekler bir şekilde bulur.
Ş.Nakşibend---Bil ki ilim iki kısımdır: Biri kalp ilmidir ve bu ilim en yararlı olanıdır. Diğeri ise lisan ilmidir. Kalp ilmi nebilerin ve resullerin ilmidir. Lisan ilmi ise Allah’ın kullarına bir delili ve belgesidir. Hak Teâla sana kalp ilmi bahşetsin.
*----------------------------------*
Anlatıcı---Bu görüşmeden bir süre sonra Yâkub Çerhî, Buhara’dan ayrılarak Bedehşan’a yerleşti. Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin vefatına kadar burada kaldı. Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin kendi yerine bıraktığı halifesi Alaeddin Attar’dan bir elçi gelince Çığanyan’a onun yanına gitti.
Uzun yıllar boyunca Alaeddin Attar Hazretlerine hizmet eden Çerhî, seyrü sülûkunu da onun yanında tamamladı. Alaeddin Attar Hazretleri de oğlu Ubeydullah’ı, Yâkub Çerhî Hazretlerinin eğitimine bıraktı.
Alaeddin Attar Hazretlerinin vefatından sonra bu kez irşad makamı kendisine geçen Yâkub Çerhî Tacikistan’ın Duşanbe şehrine yerleşti. Burada Hacegân yolunun esaslarını halka anlatmaya devam etti.
*----------------------------------*
Anlatıcı--- Tacik dilinde yazdığı tefsirinden başka bir de ‘Er- Risâletül Ünsiyye’’ isimli bir eseri olan Yâkub Çerhî Hazretleri, Hicrî 851 yılında Düşenbe’de vefat etti.
*----------------------------------*