Перейти к содержимому

Egirdir'i dolaştık

Dedeler de Gezer

0:00 / 0:00

Egirdir'i dolaştık

449 просмотров · 1 г. назад
Dedeler de Gezer
1,51 тыс. подписчиков
449 просмотров · 1 г. назад
EĞİRDİR Eğirdir, Isparta iline bağlı Eğirdir Gölü kıyısında bir ilçedir. Isparta'ya 34 km uzaklıktadır. Eğirdir ve çevresinin Arvaza Krallığı (M.Ö.2000-1200) döneminden beri meskun olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Eğirdir kentinin Lidya'nın son hükümdarı Kroisos (MÖ 560-MÖ 547) tarafından kurulduğu ve ilk adının da "Krozos" olduğuna inanılaktadır. Yörede ilk Türk yerleşiminin 1071'den birkaç yıl sonra gerçekleştiği sanılmaktadır. Anadolu Selçuklu hükümdarı III. Kılıçaslan 1204 yılında çevredeki şehirler ile birlikte, Eğirdir'i de Selçuklu egemenliği altına almıştır. Selçuklular, sayfiye yeri olarak kullandıkları Eğirdir'e doğal güzelliklerinden dolayı Cennetâbad ismini vermişlerdir. Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca 1280 yılında günümüz Isparta, Burdur ve Antalya illerini hakimiyetine alan Hamitoğulları Beyliği kurulmuştur. Eğirdir uzun yıllar boyunca bu beyliğe başkentlik yapmıştır. Eğirdir, Sultan II. Murat zamanında 1423'te tam olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı egemenliği döneminde yörenin devlet sınırlarından uzak kalması savunma ihtiyacını ortadan kaldırmıştır. Bu yüzden şehrin surları onarım görmemiştir. EĞİRDİR GÖLÜ Eğirdir Gölü, günün değişik zamanlarında farklı renkler alan, gün batımında seyrine doyum olmayan, etrafı elma ve şeftali bahçeleriyle çevrili, berrak plajlarıyla ünlü, Türkiye’nin dördüncü büyük gölü olup, doğa harikası bir oluşumdur. Bu nedenle Eğirdir Gölü'ne "7 renkli göl" de denmiştir. Eğirdir Gölü, Sultan ve Karakuş Dağları’nın arasında ve il alanının ortasında yer almaktadır. 517 km2 yüz ölçümü ile Türkiye’nin 4. büyük gölüdür. Kuzey-güney uzunluğu 50 km olan, doğu-batı genişliği 3 ila 15 km arasında değişen Eğirdir Gölü, takriben 3.309 km2 lik bir havzanın sularını toplamaktadır. Gölün oluşumunda karstik yapının payı büyüktür. Ana kalker temeli üzerinde yer alan çöküntü oluklarının birbirleriyle birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Göl, deniz seviyesinden 916 m yükseklikte olup, ortalama derinliği 12 m kadardır. Maksimum derinliği ise Eğirdir yakınlarında 16.5 m’dir. YEŞİLADA Eğirdir gölü üzerinde bulunan ada 70 li yıllarda adaya olan ulaşım zor olduğunda ilçe ile arasına yapay bir yol yapılarak ulaşım rahatlatılmıştır. Adanın etrafı yapay dolgular ile araç trafiğine açılmıştır. AYA STEFANOS (YEŞİLADA) KİLİSESİ XIX. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Kilise Göller Bölgesi Araştırma Projesi dahilinde restorasyon kapsamına alınmış, daha sonra çatı kaplaması yenilenerek, dış duvarları yapılmış, iç ahşap kısımlar yenilenmiştir. HIZIR BEY CAMİİ Hızır Bey Camii halk arasında Ulu Cami olarak da bilinir. Caminin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Bununla birlikte, Hızır Bey tarafından 14. yüzyılın ilk çeyreğinde yaptırılmış olabileceği tahmin edilmektedir. 1814 yılındaki bir yangında yanan cami orijinal mimarisine uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. DÜNDAR BEY MEDRESESİ Dündarbey Medresesi, 1237 yılında Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında han olarak yapılmış, daha sonra 1301 yılında Hamidoğlu Dündar Bey tarafından medreseye çevrilmiştir. Medrese iki katlı olup, 30 hücresi vardır. Büyük dış kapısının fevkalâde süsü ve mimarî değerinin üstünlüğü ile şöhret bulmuştur. Kitabeleri Selçuklu sülüsü ile büyük kapının etrafına kazılmıştır. Medrese ile ilgili olarak bazı iddialar ortaya atılmıştır. II. Gıyasedddin Keyhüsrev tarafından burada yapılan büyük hanın ana kapısı korunmuş, diğer kısımları değiştirilerek Dündar Bey tarafından medreseye çevrilmiştir. Bir diğer iddiaya göre de, Eğirdir’in 3 km. ilerisindeki bir Selçuklu hanının kaplama taşları sökülmüş buraya taşınmış ve oradan getirilen taşlarla bu medrese yapılmıştır. Kitabedeki ifadeden de Gıyaseddin Keyhüsrev’in burada yaptığı hanın Dündar Bey tarafından medreseye dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Ne var ki, bunların hangisinin doğru olduğunu ortaya koyacak bir belgeye rastlanmamıştır. EĞİRDİR KALESİ M.Ö. 4. yüzyılın başında Lidya Kralı Krezus tarafından yaptırılmıştır. Yapı tarzı bakımından Lidya mimarisinin özelliklerini yansıtan kalenin yapımında taşlar arasında boydan boya ardıç ağacından hatıllar atılmıştır. Duvar yapımında taş bloklar kullanılmış, iç kısmında ise moloztaş dolgu maddesinden yararlanılmıştır. İlçede göle doğru uzanan yarımada üzerinde iç ve dış kale bulunmaktadır. Yarımadayı ve bugünkü Kale Mahallesini kuzey-güney doğrultusunda kesen ve günümüze kadar varlığını koruyan İç Kale özellikle gölden ve karadan (Sivri Dağı'ndan) gelebilecek saldırılara karşı korunmak amacıyla üç tarafı su ile çevrili yarımadanın en güvenli bir yerinde yapılmıştır.