Перейти к содержимому

24 EYLÜL 2026 PERŞEMBE...ERKEN SEÇİM HAREKATI MI?.. YUNANİSTAN'I NEDEN UYARDIK?..

Memduh Bayraktaroğlu

0:00 / 0:00

24 EYLÜL 2026 PERŞEMBE...ERKEN SEÇİM HAREKATI MI?.. YUNANİSTAN'I NEDEN UYARDIK?..

18 208 просмотров · 8 часов назад
Memduh Bayraktaroğlu
391 тыс. подписчиков
18 208 просмотров · 8 часов назад
LİBERAL DEMOKRAT SOSYALİST MEMDUH BAYRAKTAROĞLU ANLATIYOR 24 EYLÜL 2026 SAAT Canlarım, bu yayında don fon falan yok… Bu yayında sizlerle bugünkü nefes’te yayınlanan ve Çok önemsediğim iki haber üzerine Düşüncelerimi paylaşaşacağım… Haberde, mehmet şimşek’in 2027 yılı Maaş ve ücret politikasının nasıl olacağına dikkat çekiliyor… 2027 yılı ocak ayında uygulamaya konulacak Maaş ve ücret artışında en yüksek artış oranı %8,60… İkinci önem haber ise msb bakanlığının Yunanistan’a yönelik 12 adayla ilgili açıklaması… Önce maaş ve ücretlere yapılacak zam ve Erken seçim olup olmayacağına ilişkin düşüncem… Ben 2027 yılında klasik anlamda bir Seçim ekonomisi uygulanmasını beklemiyorum. Neden? Çünkü seçim ekonomisi dediğimiz şey, Seçimden çok önce başlatılırsa kendi kendisini yiyen bir Canavara dönüşür. Bunu da ey iyi bilen 23 yıllık iktidar tecrübesiyle erdoğan’dır… Çünkü erdoğan’ın erken seçim stratjisi hep şöyle oldu. Maaşları yüksek oranda artırdı… Kredileri açtı… faizi hızla indirirdi… Kamu harcamalarını genişletti… Vatandaşın cebine daha fazla para koydu… Ama bunu hep, erken seçim kararı almadan bir ay önce başlattı… Erdoğan seçim ekonomisi uygulamasını 2027’de başlatırsa… İlk birkaç ay herkes memnun olur. Ama türkiye gibi enflasyon hafızası çok güçlü bir ekonomide, Üretim aynı hızda artmayacağı için… Verilen para kısa sürede fiyatlara gider. yunanistan’ın… Gayri askerî statüdeki adaları silahlandırmasına ilişkin Atina’ya bir kez daha çağrıda bulunması konusuna geleyim: Çağrı şöyle: “antlaşmalardan doğan yükümlülüklerinize uyun ve Bölgede barış ile istikrara zarar verecek adımlardan kaçının…” Peki mesele gerçekten bu kadar basit mi? Yani yunanistan antlaşmaları ihlal ediyor, Türkiye de sadece bunu hatırlatıyor mu? Hayır… Çünkü ege meselesinin belki de en tehlikeli tarafı, Uluslararası ilişkiler uzmanı liberal demokrat joseph nay’ın: “güvenlik ikilemi” denilen durumdur. Nedir güvenlik ikilemi? Ben kendimi korumak için silahlanırım… Sen benim silahlanmamdan korkar, daha fazla silahlanırsın… Ben senin silahlanmanı tehdit olarak görür, Bu defa daha da fazla silahlanırım… Ve sonunda iki taraf da savaşı istemediği halde, Savaşa hazırlanır hale gelir. Bugün ege’de yaşanan biraz da budur. Türkiye diyor ki: “lozan ve paris antlaşmalarından kaynaklanan yükümlülükler var. Adaların askerî statüsünü değiştirmeyin.” Yunanistan ise diyor ki: “türkiye’nin ege ordusu var, 12 mil konusunda Tbmm’nin 1995 tarihli kararı var; dolayısıyla benim de Kendimi savunma hakkım var.” Üstelik hukuki durum bütün adalar açısından aynı değil. Lozan’ın farklı hükümleri var, 1936 montrö sözleşmesi üzerine farklı yorumlar var, On iki ada konusunda ise 1947 paris antlaşması var. Yani mesele bir televizyon tartışmasında, “biz haklıyız, onlar haksız” denilerek çözülebilecek kadar basit değil. Ekonomist Yazar Memduh Bayraktaroğlu'ndan ekonomi, siyaset ve hayat üzerine fıkralar, anekdotlar ve hikayelerle dolu renkli yorumlar... https://www.liberalsosyalist.com   / memduhtv     / liberalsosyalist     / liberalsosyalist