Перейти к содержимому

"Uyurgezerlerin Gecesi" | Fantastik Türk Müziği • Âlem-i Acâyib

Fena Müzik

0:00 / 0:00

"Uyurgezerlerin Gecesi" | Fantastik Türk Müziği • Âlem-i Acâyib

66 просмотров · 5 ч назад
Fena Müzik
19,2 тыс. подписчиков
66 просмотров · 5 ч назад
Uyurgezerlerin Gecesi, Fena Müzik’in yeni fantastik Türk müziği serisi Âlem-i Acâyib’in ilk bölümü. Türk ve Osmanlı hayal dünyasından esinlenen, uykuyla uyanıklık arasında geçen enstrümantal bir gece yolculuğu. 🌙 ÂLEM-İ ACÂİB | FANTASTİK MÜZİK EVRENİ Uyurgezerlerin Gecesi / Night of the Sleepwalkers Âlem-i Acâyib; Türk ve Osmanlı kültürünün izlerinden, imkânsız sokaklardan ve henüz görülmemiş rüyalardan doğan fantastik bir müzik evreni. Her bölüm başka bir kapı açacak. Âlem-i Acâib; Türk müziğinin melodik mirasından ilham alan, sürrealist masalları, psikedelik ses dünyalarını, gizemli şehirleri ve imkânsız medeniyetleri müzikle buluşturan fantastik bir Fena Müzik evrenidir. 🎭 Âlem-i Acâib oynatma listesinin tamamını keşfedin:    • "Uyurgezerlerin Gecesi" | Fantastik Türk M...   Her eser başka bir rüyanın, başka bir dünyanın kapısını açar. ✦ FENA MÜZİK'E DESTEK OLUN Kayıp seslerin, unutulmuş hikâyelerin ve hiç var olmamış dünyaların peşindeki bu müzikal yolculuğa siz de ortak olabilirsiniz. Fena Müzik'e kanal üyeliğiyle destek olarak yeni eserlerin, fantastik müzik evrenlerinin ve özgün projelerin hazırlanmasına katkıda bulunabilirsiniz. 🌙 Kanal üyelerimiz, seçili yeni eserlere herkesten önce erişebilir. Ve daha fazlasına. UYURGEZERLERİN GECESİ Hikâyet-i Sâirân-ı Menâm Râviyân-ı ahbâr ve nâkilân-ı âsâr şöyle rivâyet ederler ki, mahrûse-i İstanbul’un Haliç cânibinde bir mahalle-i garîbe var idi. Nâm u nişânı ne defter-i ihtisâbda mestûr, ne harîta-i seyyâhânda mezkûr idi. Ahâlisi dahi mahallenin ismini hengâm-ı şebde der-hâtır edip fecr-i sâdık erişince külliyen ferâmûş ederlerdi. Mahalle ortasında bir çeşme-i atîk olup âbı, nîm-kalmış bir nağme ile cereyân ederdi. Her kim safha-i âbına nazar kılsa sûret-i vechini değil, vaktiyle söylemeyip sînesinde ketm eylediği kelâmı müşâhede ederdi. Bir şeb-i mehtâbda cümle kandiller bî-nûr kaldı. Ancak iki hânede çerâğ yanardı. Birinde bir terzi, şeb-reng atlastan acâyib bir hil‘at dikerdi. Ol hil‘ati sipariş eden nikāb-dâr hâtun: “Sabaha yetiştiregör; zîrâ bu gece şehr-i İstanbul üşür,” deyip gayb olmuştu. Diğer hânede bir pîr-i fânî, vâlidesinden işittiği kadîm bir nağmenin âhirini tahattura sa‘y ederdi. Nısfü’l-leylde çeşmenin âbı kesildi. Kenarında oturan siyah kedi kuyruğunu seng-i mermer üzre üç kerre vurdu. Hemân hânelerin kapıları kendi kendine açılıp nice hâb-âlûd kimseler taşraya hurûc eyledi. Kimisi avucunda söylenmemiş bir selâm, kimisi sînesinde kalmış bir özür, kimisi boş bir süt tası taşırdı. Bir müneccim dahi hiçbir harîtada bulunmayan bir sokağı tomar edip koltuğuna almıştı. Cümlesinin çeşmleri kapalı, velâkin gölgelerinin gözleri açık idi. Siyah kedinin ardınca çeşmeye vardıklarında sokaklar yerlerinden sökülüp birbirine karıştı; çıkmaz yollar nerdübân, taş duvarlar deryâ oldu. Çeşmenin içinde şehr-i İstanbul’un baş aşağı duran bir başka sûreti göründü. Minareleri zemîne sarkar, kayıkları kevâkib arasında seyr ederdi. Lâkin bu şehr-i ma‘kûs lahza-be-lahza mahv olmakta idi. Meğer rûz u nehârda şehir ahâliyi hayâl eder, hengâm-ı şebde ahâli şehri tahayyül eylermiş. Ol gece kimse çeşmeye gelmese sabah İstanbul’dan bir eser kalmayacakmış. Uyurgezerler getirdikleri emânetleri birer birer âba bıraktılar. Selâm bir ney sadâsı, özür bir tanbur teli, boş tas dahi gümüş bir çan oldu. Çeşme, şehrin unuttuğu nağmeyi terennüme başladı. Bu esnâda terzi, diktiği hil‘at ile meydana geldi. Hil‘atin bir düğmesi noksan idi. Siyah kedi ağzından sedef bir düğme çıkarıp önüne koydu. Terzi düğmeyi dikerek hil‘ati boşluğa tuttu. Nâgâh hil‘atin içi görünmez bir vücûd ile doldu. Etekleri surlara, kolları iki yakaya erişti. Şehr-i İstanbul kendi libâsını giymişti. Lâkin nağmenin bir tek sesi noksan kaldı. Ol dem pîr-i fânî, vâlidesinin şarkısını tamam edip son kelâmı söyledi. Bu kelâm, mahallenin mahfî ismi idi. Çeşmenin suyu semâya urûc edip ayın sînesinde gümüş bir bâb açtı. Ol bâbın ardında havada yürüyen kervanlar, ters saraylar ve gölgeleriyle raks eden insanlar göründü. Sonra bâb kapandı ve şehir yine sükûna vardı. Seher vakti cümle uyurgezerler hânelerine avdet eyledi. Gece vâki olan ahvâlden kimsenin hâtırında bir şey kalmadı. Lâkin selâmını esirgeyen hâtun komşusuna selâm verdi. Özür borcu olan adam dostunun kapısını çaldı. Çocuk dahi süt tasını siyah kedi için çeşme başına bıraktı. Kedi, kuyruğuyla mermer üzerine mahallenin ismini yazdı. Sabah nesîmi esip yazıyı sildi. Âlem-i Acâyib’in ibtidâ-yı hikâyeti bu vechile vukū buldu. ✦ Kanalımıza katılın:    / @fenamüzik   Abone olmanız, eserleri paylaşmanız ve dinlemeye devam etmeniz de bizim için çok değerli bir destek. Sonraki yolculuklarda buluşmak için Fena Müzik’e abone ol:    / @fenamüzik   * Müzik ve görsel dünya: Fena Müzik. Bu eser ve hikâyesi, yapay zekâ destekli üretimle geliştirilen kurgusal bir sanat projesidir. #FantastikTürkMüziği #TurkishFantasyMusic #FenaMüzik