Перейти к содержимому

SUNA (KOÇ) KIRAÇ "Koç Holding'in Demir Leydisi, Vehbi Koç'un Bile Çekindiği Kadın"

MegaSinn

0:00 / 0:00

SUNA (KOÇ) KIRAÇ "Koç Holding'in Demir Leydisi, Vehbi Koç'un Bile Çekindiği Kadın"

76 785 просмотров · 2 месяца назад
MegaSinn
287 тыс. подписчиков
76 785 просмотров · 2 месяца назад
Türkiye'nin en güçlü ailelerinden birinde doğdu. Serveti, itibarı ve soyadı ona hayat boyunca sayısız kapı açabilirdi. Ama o, kolay olanı değil, zor olanı seçti. Erkeklerin egemen olduğu bir dönemde iş dünyasının en etkili isimlerinden biri haline geldi. Kurduğu kurumlarla milyonlarca çocuğun hayatına dokundu, eğitime yön verdi, Türkiye'nin en büyük şirketlerinden birinin geleceğini şekillendirdi. Fakat Suna Kıraç'ın hikâyesi yalnızca başarılarla yazılmış bir hikâye değildi. Hayatının en verimli döneminde aldığı bir teşhis, her şeyi değiştirdi. Gün geçtikçe konuşmak, yürümek, nefes almak bile zorlaşacaktı. Doktorlar umut vermiyordu. Ama o pes etmedi. Bedeni yavaş yavaş teslim olurken bile aklı, projeleri ve idealleri yaşamaya devam etti. Servetiyle değil, mücadele gücüyle hatırlanmak istedi. Ardında şirketlerden, binalardan ve rakamlardan çok daha büyük bir miras bıraktı: Azim, cesaret ve asla vazgeçmemek. İşte bu, Suna Kıraç'ın unutulmaz hikâyesidir. Çalışan Türk kadınlarının sembol isimlerinden biri olan Suna Kıraç, Türkiye iş dünyasının hafızalara kazınan en güçlü kadınlarından biri oldu. Hayatı boyunca attığı adımlarla yalnızca Koç Holding’in değil, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal tarihinin de önemli figürlerinden biri hâline geldi. 3 Haziran 1941 tarihinde Vehbi Koç ile Sadberk Koç’un dört çocuğunun en küçüğü olarak Ankara Keçiören’deki bağ evinde dünyaya geldi. Daha çocukluk yıllarında bile yaşıtlarından farklı bir duruşu vardı. Bebeklik fotoğraflarına bakanların “Bu çocuk çok ciddi bakıyor” dediği anlatılırdı. Küçük yaşlardan itibaren büyümüş de küçülmüş denilen çocuklardan biri oldu. İlköğrenimini Ankara’daki Türk Eğitim Derneği okullarında tamamladı. 1952 yılında ise İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ne girdi. Koç ailesinin zenginliği dışarıdan bakıldığında herkes tarafından biliniyordu ama evin içinde para konuşulmazdı. Bunun ne anlama geldiğini daha küçük yaşlarda öğrendi. Henüz 6 yaşındayken kendisine alınan ayakkabının fiyatını söylediği için babasından sert bir uyarı aldı. O günden sonra Koç ailesinde maddiyatın gösteriş unsuru yapılmadığını çok iyi kavradı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi Bankacılık ve Finansman Bölümü’nü bitirdi. O dönemlerde Türkiye’de varlıklı ailelerin kız çocuklarının çalışması pek alışılmış bir durum değildi. Hatta Vehbi Koç’un kendi ifadeleriyle, “Zengin aile kızlarının çalışması ayıp karşılanıyordu.” Ancak Vehbi Koç bu düşünceyi kıran isimlerden biri oldu. Kızının iş hayatında yer almasını destekledi ve onun Koç Holding’de önemli görevler üstlenmesinin önünü açtı. Suna Kıraç aslında Amerika’daki ünlü Wharton School of Finance’a kabul edilmişti. Gitmeyi çok istiyordu. Ancak Vehbi Koç kızının yurt dışına gitmesine sıcak bakmadı. “59 yaşındayım, sana hasret gitmek istemiyorum” diyerek ABD’ye gitmesine karşı çıktı. Suna Kıraç babasını kıramadı ama içinde büyük bir burukluk yaşadı. Buna rağmen eğitim hayatında yine de çok önemli bir başarı elde etti ve Vehbi Koç Üniversitesi’nden mezun olan ilk ve tek öğrenci unvanını aldı. Ekim 1960’ta Koç Ticaret A.Ş.’nin Beyoğlu Merkez Han’daki İstanbul şubesinde babası Vehbi Koç’un yanında çalışmaya başladı. İş hayatındaki ilk görevi oldukça sade görünüyordu. Gelen ve giden evraklarla ilgileniyordu. Ancak o yıllarda babasıyla birlikte Koç şirketlerinin idari toplantılarına katıldı, farklı departmanlarda staj yaptı ve holdingin işleyişini en ince ayrıntısına kadar öğrenmeye başladı. Vehbi Koç’un çalışma disiplinini yakından gözlemledi. Toplantılarda nasıl konuşulduğunu, krizlerin nasıl yönetildiğini, iş dünyasında saygınlığın nasıl kazanıldığını yıllar içinde yaşayarak öğrendi. Koç Topluluğu’nun gelişim sürecinin tam merkezinde yer aldı. Daha sonra holdingin ilk yönetim kurulunun beş üyesinden biri oldu. Bu görev, o dönem için bir kadın adına oldukça dikkat çekici ve sıra dışıydı. 1965 yılında Koç Holding Genel Sekreterliği görevine getirildi. Tam beş yıl boyunca bu görevi yürüttü ve holdingin kurumsal yapısının güçlenmesinde önemli rol oynadı. Suna Kıraç yıllar sonra kaleme aldığı kitabında babasının kendisine söylediği o cümleyi hiç unutmadığını anlatmıştı: “Babam, ‘Benim tezgâhım en iyi üniversitedir. Seni ben yetiştireceğim’ dedi. Nitekim öyle oldu. 35 yıl birlikte çalıştık.”