Dostoyevski serisi 1 Karamazov Kardeşler ahlak felsefesi
Değişik Bakış
0:00 / 0:00
Dostoyevski serisi 1 Karamazov Kardeşler ahlak felsefesi
388 просмотров · 2 года назад
Değişik Bakış
3,14 тыс. подписчиков
388 просмотров · 2 года назад
Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın:
/ @degisikbaks
#bilim #din felsefesi
İnsan, Tanrı inancı olmadan erdemli olabilir mi? Tanrı yoksa her şey mübah mıdır? Dostoyevski romanlarında ateist karakterler toplumsal düzen için pragmatik bir yaklaşımla Tanrı’nın icat edilmesini gerekli bulurken, iman sahibi karakterler de Tanrı temeli olmayan bir yaşam biçiminde ahlaki olarak her şeyin mübah karşılanacağını ve dolayısıyla karmaşa ortamının oluşacağını savunur.
Karamazov Kardeşler’de şuç, sorumluluk, inanç ve kurtuluş kavramları iç içedir. Dostoyevski, Tanrı’yı ahlakın temelindeki bilincimiz olarak düşünmektedir ve onun için ilahi bir gücün varlığı olmadan, dünya da insanların birbirini ezmediği bir toplumsal düzene kavuşmak
mümkün gözükmemektedir.
Karamazov Kardeşler’de İvan,Smerdyakov ve Rakitin; romanın sonunda ahlaki kurallardan ve sorumluluk hissinden kurtulma çabaları hüsranla neticelenmiştir.Günahkar karakterler vicdan ve sorumluluk ekseninde hareket ettiklerinde günahlarının kefaretini ödemeyi seçerek arınma yoluna girerlerken, her şeyi kabul edilebilir gören diğer karakterlerin sonu ya aklını kaybetmek ya da intihar etmek olmuştur.
Örneğin İvan’a göre insanların karakterini kalıtım ve çevresel koşullar etkilemektedir ve insan davranışları bunların güdümünde şekillenmektedir. Bu durumda koşulsuz bir özgür irade de söz konusu değildir. Bu sebepten dolayı aslında hiç kimse suçlu kabul edilemez ve mutlak herhangi bir kural yoktur. İnsanlar kendi değerlerini kendileri oluşturmaktadır ve dolayısıyla ahlaki anlamda serbesttirler.
Fakat ivanın bu görüşü onu her geçen gün biraz daha dibe çekmiştir ve en sonunda cevaplayamadığı soruların etkisiyle aklını kaybetmiştir.Dostoyevski Yarattığı karakterler ne zaman ki Tanrı inancının güdümünde kaygılar yaşamaya başlamışlardır, işte o zaman ahlaki açıdan kendilerine ve diğerlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunmak onlar için bir şart haline gelmiştir.