Перейти к содержимому

J.J.K - “Sevgilin Kanser Olduğu İçin, Saçlarını Sen Kesersin” - [TB]

• Darling Jeon •

0:00 / 0:00

J.J.K - “Sevgilin Kanser Olduğu İçin, Saçlarını Sen Kesersin” - [TB]

6 618 просмотров · 4 года назад
• Darling Jeon •
3,02 тыс. подписчиков
6 618 просмотров · 4 года назад
Jeon Jungkook - “Sevgilin Kanser Olduğu İçin, Saçlarını Sen Kesersin” [TB] 🎶 = Batuhan Kordel - Anıları Sakla (Slowed - Reverb) • Yazdığım kurgular tamamen bana aittir. Eğer buna benzer bir kurgu gördü isenizde, emin olabilirsiniz ki ben görmemişimdir. Zaten görsem direk gelir o yazarı etiketlerim! • YAZIM YANLIŞLARI İÇİN ÖZÜR DİLERİM! 🧸 🔺• Sınır: 250-300 b-eğeni, 6 bin i-zlenme🔺 ~ Jeon Jungkook 🫀 ~ Kim Eun 🐣 Hikâye~ • Darling Jeon •’dan Hayatları neşeli ve güzel gider iken, birden solmuştu san ki. Her gün mutlu olup, gülen kocası, artık mutlu olmamaya, gülmemeye başlamıştı genç kadının. Eun bunun nedeni çok açık bir şekilde biliyordu, fakat bilmemezlikten geliyor, sevdiği adamın eskisi gibi olması için elinden geleni yapıyordu. Kabullenemiyordu. Kocasının kanser hastalığına yakalanmasını kabullenemiyor, kabullenmek istemiyordu.. (…) Genç kadın, dizinde yatan kocasının saçlarını okşuyor bir yandan ise yüzünün her zerresini bilmesine rağmen, san ki bilmiyormuşçasına ezberliyordu. “Biliyor musun sevgilim, senin en sevdiğin filmin ikincisi çıkmış. Yarın sinemaya gidelim mi?”, demişti güler yüzle. “İstemiyorum Eun.” “Peki. O zaman yemek yapalım. Akşam olmuş bak.” “Kendine canının istediği yemekleri yap ve doyur karnını sevgilim. Ben aç değilim.” “Ama ben senin ile yapmak istiyorum. Hem sende aç olmalısın. Ayrıca~.”, demişti son kelimesini uzatarak. “Ayrıca?” “Sen mandu’yu çok seversin. Yapar iken belki sana un fırlatabilirim.”, demişti sinsice gülerek. “Fırlatamazsın.” “Nedenmiş o?” “Fırlatır isen, sonucuna katlanırsın çünkü küçüğüm.” “Hmm. Olur, fark etmez benim için.” Genç kadın, dizinde yatan sevgilisine bakarak gülümsemiş, söylediği son cümle ilede Jeon’un küçük bir kahkaha atmasına sebep olmuştu. Ve durum kendisini fazlası ile memnun etmişti. “Emin misiniz hanim efendi?” “Eminim bey efendi.” “Ama sonra, ‘Prensim nefes alamıyorum.’ demek yok.”, demişti karısının aynısını yapar iken. “Çok kötü bir taklitçisiniz sevgilim. Bak böyle olacak o.” Genç kadın, bir iki defa öksürmüş, hâlâ dizinde yatmakta olan kocasına bakarak şu sözleri söylemişti. “Prensim nefes alamıyorum.” “Bende aynısını yaptım küçük hanım, bana kötü taklitçi diyemezsiniz.”, demişti kendinden emin bir şekilde. “Ben daha iyi yapıyorum bir kere!” “Hm? Demek benden daha iyi yapıyorsun.” Jeon, gülümseyerek sevgilisinin dizinden kalkmış, gıdıklamaya başlamıştı. İki tarafta kahkahalar arasında boğulur iken, genç kadın ise kocasından kurtulmaya çalışıyordu. “Prensim nefes alamıyorum!” “Duyamadım?” “Nefes alamıyorum prensim!”, demişti kahkahalar içinde. Genç adam karısına bakmış, ardından durmuştu. “Kimmiş kötü taklitçi?” “A-a. Kimse tabi kide kocacım. Bence sen çok yanlış anlamışsın. ‘Çok iyi bir taklitçisiniz sevgilim.’ demiştim ben.” “Ha bu seferde sağır olduk yani?” “Öyle bir şey mi dedim ben.”, demişti Eun tatlılık yaparak. Jeon, sevdiği kadına bakarak gülmüş, ardından gülümsemişti. “Özlemişim böyle gülmeni sevgilim..” Genç kadının kurduğu cümlenin ardından, Jeon’un aklına tekrardan aynı şey gelmişti. Kanser olduğu. Oda sevdiği kadın ile gülmek, eğlenmek istiyordu. Fakat hasta olduğu her aklına geldiğinde, pardon, hiç gitmediğinden yapamıyordu. Ölüm’den korkmuyordu tabi kide, sadece sevdiğini yalnız bırakacağından korkuyordu. Bu koskoca dünyada, sevdiğini yalnız bırakmaktan korkuyordu genç adam. Kendisi öldüğünde, sevdiğinin harap olup, kendine bir şey yapmasından korkuyordu. Onu bu yalan dünyada tek başına bırakacak, onu bir daha öpemeyecek, koklayamayacak, saçlarını okşayamayacak olması canını yakıyordu. Kimsesi yoktu genç kadının. Babası bir trafik kazasından vefat etmiş, annesi ise kalp krizinden ölmüştü. Jeon’un ailesi ise uzaklardaydı, ve oğullarını bir kere bile arayıp, nasıl olduğunu sormuyorlardı. Bu iki gençin, kimsesi yoktu. Jeon için sadece genç kadın vardı, genç kadın için ise sadece Jeon. Onlar birbirine aitlerdi. Onlar kendi başlarlarına birlikte ayakta durabilen, aile olan iki aşıktı. Jeon öldüğünde, sevdiği tek başına kalacaktı bu koca dünyada, ve o bunu istemiyordu. Küçüğü yalnız kalmaktan çok korkardı, ve onu bu dünyada yalnız bırakmak istemiyordu. Bu durum hiç aklından çıkmıyor, ve aklına her geldiğinde gözleri doluyor, kalbi sıkışıyordu. Nefes alamıyordu san ki. “Aşkım-“ “Ben biraz uyacağım. Sen karnını doyur küçüğüm, tamam mi.” Jeon, koltuktan kalkarak, yatak odasına çıkmış, kapıyı kapatarak yatağa yan bir şekilde uzanarak, bacaklarını kendine çekmişti. Sevgilisinin yanında akıtamadığı göz yaşlarını şu an akıtmış, ses çıkartmayarak ağlamaya başlamıştı. İstemiyordu küçüğünün üzülmesini. Ona verdiği sözüde tutamayacağı için canı yanıyordu. “𝑆𝑎𝑛𝑎 𝑠𝑜̈𝑧 𝑣𝑒𝑟𝑖𝑦𝑜𝑟𝑢𝑚 𝑘𝑢̈𝑐̧𝑢̈𝑔̆𝑢̈𝑚, 𝑠𝑒𝑛𝑖 𝑏𝑢 𝑦𝑎𝑙𝑎𝑛 𝑑𝑢̈𝑛𝑦𝑎𝑑𝑎 ℎ𝑖𝑐̧ 𝑏𝑖𝑟 𝑧𝑎𝑚𝑎𝑛 𝑡𝑒𝑘 𝑏𝑎𝑠̧𝚤𝑛𝑎 𝑏𝚤𝑟𝑎𝑘𝑚𝑎𝑦𝑎𝑐𝑎𝑔̆𝚤𝑚.” (…) SABİTTE~ 🐚