Yetmiş Bin Tevhidin Hikmetini Biliyor Musunuz? (Münir Derman (k.s.))
Dr. Münir Derman
0:00 / 0:00
Yetmiş Bin Tevhidin Hikmetini Biliyor Musunuz? (Münir Derman (k.s.))
53 083 просмотра · 10 месяцев назад
Dr. Münir Derman
65,6 тыс. подписчиков
53 083 просмотра · 10 месяцев назад
Azizim…
Bu sohbet rüyanın hakikatine, tevhidin cevherine ve müminin gönül gözünde beliren sırra açılır.
Hazret buyuruyor ki: “Dün gece anamı gördüm… ‘Ben rahatım oğlum’ dedi.”
Rüyada verilen yetmiş bin tevhidlerin hediyesi, kul ile Rab arasındaki gizli alışveriştir. İnsan cebine bakar hiçbir şey gömez; ama ruhun cebine bakılsa orada nurların konulduğu görülür. Çünkü tevhid, elle tutulan değil; gaybın terazisinde tartılan ameldir.
Hazret anlatmaya devam eder:
Bir sahâbe annesini defneder, Rasûlullah’a gelir. İçinde bir ateş, gönlünde bir sual:
“Yâ Rasûlullah, anamın hâli nedir?”
Numeyra radiyallahu anh bakar, görür: azap içindedir.
Rasûlullah buyurur ki: “Git yetmiş bin tevhid getir, anana hediye et.”
Oradan bir sahâbe çıkar:
“Benim yetmiş binim cebimde… vereyim mi?”
“Ver ona!” der Efendimiz.
Verir.
Numeyra tekrar bakar, yüzünde nûrla döner:
“Yâ Rasûlullah, Cenneti A’lâ’da!”
İşte Hazret’in buyurduğu gibi:
“Bunlar elektrikten daha kuvvetli tesir eder.”
Çünkü kulun gönlünden çıkan samimi “Lâ ilâhe illallah”, bir ölünün ruhunu bile karanlıktan nura çevirir.
Sohbetin nefesi uzadıkça hakikat genişler:
Müminlerin içinde öyle kullar vardır ki, gece bir dakikalık dua eder,
bir damla gözyaşı döker…
Onun hatırına bir milyon kişi kurtulur.
Onların yüzü suyu hürmetine, gök kubbesi çökmüyor;
yer yarılmıyor.
Biz bilmeyiz ama Allah bilir.
Hazret anlatır:
“Mezarlardan fışkırır millet, o mübareklerin yüzü suyu hürmetine duruyoruz.”
Sonra ayeti okur:
“Vucûhun yevme izin nâdırah… ilâ rabbihâ nâzırah.”
Secde edenin yüzünde nur vardır,
ama aynada görülmez.
Onu görmek için başka göz lâzımdır.
Ardından Hazret anahtarı söyler:
Abdestli gez.
Sözün başında öğrettiği hırsızlık usulü,
Allah’ın gafur ve rahim hazinesinden “çalmak” değil,
tevhidin nurundan nasip kapmaktır.
Abdest, o kapının eşiğidir.
Ve tevhidin hükmünü verir:
“Lâ ilâhe illallah cennetin kapısının anahtarıdır.
Maymuncuktur bu işte!”
Kim gönlünü tevhidle mühürlerse,
onun için kapılar açılır.
Kim bin defa çeker, bin tane yazarsa,
yetmiş bini tamamladığında bunu cebine koyar.
Tevhid ruhun sermayesidir.
Beden ölür, o ölmez.
Hazret yine buyurur:
“Secdeye başını koyan vefât eder.
Daha kuvvetli koyan vefât etmez, kalıp değiştirir.
Daha kuvvetli olan hiç ölmez.”
Mümin mümine aynadır.
Ayna doğruyu gösterir;
kırık gönül kırık gösterir.
Hakikati gören aynadır, gösteren değil.
Sohbetin sonunda Hazret Allah’ın isimlerini okur:
Huvallâhu’llazî lâ ilâhe illâ hu…
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin…
Bu isimler kulun gönlünü temizler;
mümin, müminin aynası olur.
Ve en büyük nasihat şudur:
“Birbirine çirkin bakma.
Mümin müminin aynasıdır.”
Bu sohbet tevhid ile kabir arasındaki yolu,
kul ile Rab arasındaki gizli sırları,
sevginin ve hediye edilen zikrin ruh üzerindeki tesirini anlatır.
Allah Hazret’in sırrını âli eylesin.