Sena | Şiir | - Seyyidhan KÖMÜRCÜ
Ali Fırat ÇALIŞGAN
0:00 / 0:00
Sena | Şiir | - Seyyidhan KÖMÜRCÜ
8 363 просмотра · 6 л. назад
Ali Fırat ÇALIŞGAN
3,84 тыс. подписчиков
8 363 просмотра · 6 л. назад
elim ayağım;
epeydir kimin kime ne
anlattığını bilmiyorum.
Adında hem ekmek, hem gül
geçen kimseyi görmedim,
tanımıyorum.
Ben biraz yavaş,
günde beş defa hiçbir şey yapmayan biri.
Ben biraz en üzgün
baharatlara fena meyilli.
Mümkünse haşhaş
Yoksa benzeri sözcüklerle
de kırabilirim kalbimi.
diyelim zencefil
diyelim hatmi
elim ayağım;
başımdan geçenle aklımdan
geçenin karıştığı bu masal.
Aşk, her şeyi daha yavaş yapmaktır
diye diye yürüdüğüm bir sokak...
kalbinde tef ve delik,
kalbinde dünya lekesi taşıyan
bir çocuk resmi demişti...
madem günde beş vakit kalkıp sana baktım
madem dünyanın bu kadar
sabahını ben uyandım,
ben uyudum bu kadar uykusunu,
diledim dünyaya fena
inanmış bir yüzüm olsun
kendimi seninle öldüreceğim
dediğim feci bir kalbim;
bir elim,
bir ayağım,
ağzıma doldurduğum rüzgarla
üfleyeceğim sözlerim..
diyelim fena
diyelim feci
elim ayağım;
artık nereye ne götürdüğümü
bilmediğim bu sapakta
sesini burada bırakıp giden
şeylere baharat diyen o aktar dedi.
tamam olmak küfür,
tamam etmek hâşâ.
Bir ömür ağrıma gitse de
dünyadan oluşmuş harfler;
yarım dalgın ve kusurlu
geldim ben buraya.
günde beş defa hiçbir şey yapmamaktansa
kalıp sana baktım
kalıp sana bakmak oldu dünya...
Baharatları tek tek,
zamanın bizi nasıl
terlettiğini tane tane,
dünyaya inanmış bir yüzü
üzgün üzgün anlattım sana.
dedim belki de bir yere
üzgün üzgün bakmaktır dünya...
dağlarına yedi
çarşılarına bir kez kar yağan doğu,
durup beklemenin
durup beklemekle devam ettiği günler,
uyanınca da süren rüyalardan
geldim ben buraya.
diyelim fesleğen vardı
durup fesleğen çalıştım buralarda
diyelim fesleğen çalışmış
kadar yoruldum ben dünyada
bil dedim
ilk kez ekmek ve gül geçecek yanımızdan
ilk kez ekmek ve gül geçecek adımızda
yalvarırım beni dünyaya bulaştırma...
elim ayağım;
ilkin ruhunu ve duvarını duayla
koruyan bir evde karıştı aklım,
karıştı kalbim.
Doğu dağlarını yedi diyen ninem
her baktığını görmesin diye
su içirdi kız kardeşlerimeD,
rüzgar yedirdi her
bildiğini demesin diye.
işte ona hep bir çukurdan baktım
hep yutkundum ninem
ve dünya demeden önce
dağlarını yiyen doğunun adıyla
bakışsız bu yüzü seçtim kendime
dedim belki de bir
yutkunma yeriydi hayat
o avlu
o dam
o çocukluk
dedim belki de bir
yutkunma yeriydi dünya...
elim ayağım;
yani kalbi yutkunmakla
dolu kız kardeşlerim
bu nasıl mümkün
saçlarından başladılar konuşmaya
dedim değil mi ki simsiyah yaşımdayım
değil mi ki ekmeğimi
yüzümün teri içinde yedim
ben de gitmeliyim artık
o en fena bitkilere.
çağırdığım haşhaş,
gittiğim hatmi,
olduğum zencefil
aslında hep bir odun sarsınlar
onu içeyim dedim kendi kendime.
duvarımızda dua
dualarda büyülü o nine
elim ayağım;
taşıma düşman beğendirmekle
geçirdiğim o günlerde
ben iyiyim de kalbim delik
ben iyiyim de burası doğu
ben iyiyim de çevrem kötü diye
tarif edildiğim her yerde
bu farz dedim
bu farz
bu kesmediğim şeyleri
uzatıyorum sanmanızdaki uzun kusur
bu kalbinizin kenarındaki yavaşlık
cümlelerimi yarım
beni duman eden her neyse onun adına.
bu nasıl mümkün ki;
önce gözlerimden başladım ben konuşmaya.
akşamını gördüm dünyanın
merak kuşku ve bekleme yerlerini
hayatın beni tahtaya çıkardığı bir sabah
kırıldı dünya soğuktur
diye yazdığım
o kalem
o ayna
gördüm
nereye gitsem ben dik
gölgem kamburdu bu dünyada
elim ayağım;
sen gittin yağmurun sürdü sonra
denediğim taş çarşıları oldu dünyanın
sabır bitkileri
kırk uykusunu uyuduğum doğu
kırk yolunu yürüdüğüm sokak
hayat hep tuhaf bir
yapışkanlıkla kaldı boynumda
dedim kırk sesle yıkansam da
gitmez kalbimden sesin.
ben dik gölgem kambur
bu leke başka
Şiir: Seyyidhan KÖMÜRCÜ
Yorum: Ali Fırat ÇALIŞGAN