Перейти к содержимому

Eğer 1926'da İlk Resmî Nikâhı Sen Kıysaydın?

Kuşaktan Kuşağa

0:00 / 0:00

Eğer 1926'da İlk Resmî Nikâhı Sen Kıysaydın?

256 просмотров · 4 дн. назад
Kuşaktan Kuşağa
48 подписчиков
256 просмотров · 4 дн. назад
Ekim 1926, İstanbul, Beyoğlu. Dün belediyede kâtiptin, bugün evlendirme memurusun. Önünde bembeyaz bir defter, masanda babandan kalma yeşil bir hokka var. Medeni Kanun bugün yürürlüğe girdi: bundan sonra nikâhı devletin memuru kıyacak. Kasımpaşa'da sana Hokka Nuri diyorlar ve şehri evlendirecek adam hâlâ bekâr. Ama henüz bilmiyorsun… İlk gelin, sorunu sorduğunda başını öne eğecek, annesi "Sükût ikrardan gelir" diye fısıldayacak. Senin defterin ise susmayı yazmıyor. Bu videoda: • Türk Kanunu Medenisi 17 Şubat 1926'da kabul edildi, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi; İsviçre Medeni Kanunu örnek alındı • Nikâhı şehirde belediye reisi ya da görevlendirdiği memur, köyde muhtar kıyar • Tek eşlilik, evlenme yaşı (damat 18, gelin 17), iki şahit ve açık bir "evet" • Kadın da mahkemeye başvurup boşanmayı isteyebilir • Resmî nikâhsız dinî törene 1926'da ceza yoktu; ceza 1936'da kanuna eklendi • Nikâhsız çiftlere tescil kanunları: 1945, 1950, 1956, 1965 • 1970'lerden önce aşağı yukarı üç evlilikten biri önce imam nikâhıyla başladı Senin ailende ilk resmî nikâhı kim kıydırmış? Ya da hâlâ kâğıdı olmayan bir dede, bir nine var mı? Yorumlara yaz. Bölümler 0:00 Giriş 0:49 Hokka Nuri 1:40 Türk Kanunu Medenisi 2:29 Kapıda Hatice Kadın 2:42 İlk "evet" 3:35 İlk hafta: "Hı hı" 4:06 Dede ve iki kadın 4:23 On altılık damat 4:42 Herkes aynı deftere 5:01 Gelmeyenler 5:20 Ömer Dede ve Zehra Nine 6:08 Karşı ev 6:29 Kendi nikâhın 6:52 Sen yalnız değilsin 7:26 2026 Canlandırma notu: Nuri, annesi, Saime, Hatice Kadın, Reis Bey, mahallenin hocası, Ömer Dede, Zehra Nine, çiftler, Defne ve annesi kurgudur; dönemin havasını göstermek için yazıldı. Kanun maddeleri, tarihler ve tescil kanunları kaynaklara dayanır. "İlk nikâh" sahnesi temsilidir; Türkiye'deki ilk resmî nikâhı kimin, nerede kıydığına dair bir iddia taşımaz. 1926'da yazı henüz Arap harfliydi; defter ve levhalardaki yazılar bu yüzden okunmaz el yazısıyla çizildi. Abone ol, hikâye kuşaktan kuşağa geçsin.