Mafya Kuryesi Olarak Seçilseydin ?
MoziBility и Mozi
Mafya Kuryesi Olarak Seçilseydin ?
364 411 просмотров · 4 месяца назад
MoziBility и Mozi
364 411 просмотров · 4 месяца назад
Şehirlerin o eski, ışıklı parıltısı yerini kör noktalara ve tekinsiz çıkmaz sokaklara bırakmış. Artık sabahları güneşin doğuşuyla değil, telefonuna düşen isimsiz bir koordinatla uyanıyorsun. Gökyüzü dumanlı değil belki ama ruhun, o taşıdığın paketin ağırlığı kadar gri. Sokaklarda gördüğün insanlar artık komşuların değil; ya avsın ya da avcı. Sen ise bu ikisinin arasında, asfaltın üzerinde süzülen sessiz bir gölgesin.
Bir bodrum katında değil, lüks bir arabanın direksiyonunda ya da köhne bir motosikletin selesindesin. Ama o deri koltuğun soğukluğu, betonun soğukluğundan farksız. Önünde bir harita var ama gideceğin yer bir varış noktası değil, bir kumar. Taşıdığın şey sadece bir paket, bir zarf ya da bir çanta değil; birilerinin hayatı, birilerinin ölümü veya bir şehrin dengesi.
Buna "meslek" demezler, buna "namlunun ucunda yürümek" derler.
Sana nezaketi unuttururlar, pragmatizmin en saf halini kazırlar zihnine. İnsanları isimleriyle değil, zaaflarıyla tanırsın. Dikiz aynasındaki bir çift farın, bir polisin bakışının ya da yol kenarında duran sıradan bir yabancının hayati tehlikesini ölçersin. Eskiden dert ettiğin trafik yoğunluğu, şimdi senin için ya bir siper ya da bir tuzak.
Gözlerine bakanlar bir kurye görmezler, bir sırrın taşıyıcısını görürler. Aynaya baktığında gördüğün yüz artık senin değil; o, emirleri uygulayan, duygularını vites kutusuna hapsetmiş bir makine. Kimse sana "güven" vermez; çünkü bu dünyada güven, ilk kurşunda parçalanan bir camdır. Herkes kendi payının, kendi ihanetinin peşindedir.
Hız yaptığın o yollar artık özgürlüğe çıkmaz. Asfaltın üzerinde sadece lastik izlerin değil, sattığın onurun ve çiğnediğin yasaların gölgesi vardır. Sen bir "suçlu" değilsin, sen sadece çarkların arasında ezilmemek için o çarkları yağlayan bir dişlisin.
Sana hep şunu fısıldarlar: "Sen hızlısın, sen vazgeçilmezsin."
Ama kimse şunu söylemez: O hızın içinde rüzgara kapılıp giden tek şey, senin kendi vicdanındır. Bir daha asla birine sırtını dönüp uyuyamayacağın, bir el sıkışmanın sadece bir mühür değil, bir infaz kararı olabileceğini anladığın o ilk teslimat... Kendinden vazgeçişindir.
Bazen o lüks binaların, o neon ışıklı mekanların önünden geçersin. İçeridekiler için hayat devam ediyordur. Ama sen bilirsin ki, o parıltının harcında senin taşıdığın o karanlık paketlerin kanı var. Sen o sistemin hem dışındasın hem de tam kalbinde; bir hayalet gibi.
Varlığın, yeraltının kirli defterlerine kazınmıştır ama içindeki boşluk bir uçurum kadardır. Çünkü sen bu hayatı seçmedin; sen, bu düzenin devam etmesi için feda edilen bir ulaksın.
Ve bir gün anlarsın: Bu bir zenginlik veya güç hikayesi değil.
Bu, milyonlarca insanın arasında, cebinde başkalarının sırlarıyla yapayalnız hız yapmanın hikayesidir.
Ve asıl trajedi; paketi sağ salim ulaştırsan bile, aslında her seferinde kendi ruhundan bir parçayı adrese bırakıp geri dönmektir.
#mozi #mozibility